Dünyada 800 madende yıllık 2 bin 500 ton altın çıkarıldığını, Türkiye’de ise sadece 12 ton olduğunu ifade eden Köse, 2010’da bu rakamın 30 tona çıkacağını bildirdi. Dünyada 100 yıldır siyanür yöntemi ile altın çıkarıldığını ve bugüne kadar bu nedenle bir kişinin dahi ölmediğinin altını çizen Köse, “Neden; çünkü, bizim çalıştığımız şartlarda siyanürün insana, çevreye herhangi bir zararlı etkisi olması mümkün değil. Buna rağmen Türkiye’de her türlü arıtma tesisi kuruluyor. Burada dedektörler vardır. Bizim çalıştığımız ortamlardaki siyanür oranı, bir sigara dumanındakinden daha azdır” diye konuştu.
2007’de dünyada altın aramaları için 4 milyar 200 milyon dolar harcandığını ifade eden Köse, Türkiye’de ise bu rakamın sadece 30 milyon dolarda kaldığını bildirdi.
50 MİLYAR DOLAR UÇUYOR
Köse, “Bizim süratle madencilik sektörüne yabancı sermaye çekmemiz lazım. Yatırım miktarının en kısa sürede 300 milyon dolara, daha sonra 500 milyon dolara çıkarmamız lazım. Rusya’nın 2006 yılında ihracatı 318 milyar dolardı. Bunun yüzde 80’i petrol, doğalgaz ve maden. Rusya, kendi doğal kaynaklarını ekonomik değerlerini çıkartarak ayakta kalıyor. Şimdi biz de diyoruz ki maden aramadığımız için her yıl 50 milyar dolardan fazla parayı dışarı ödüyoruz” dedi.
UZMANLAR MİLLİ SERVETİ TARTIŞTI
Kanaltürk televizyonunda yayınlanan ‘Gündem Özel’ pr ogramında altın ve siyanür gerçeği bütün boyutlarıyla masaya yatırıldı. Konusunda söz sahibi 5 uzmanın katıldığı programda kamuoyuna kasıtlı olarak yanlış aktarılan siyanür gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya kondu. Programa, Maden Tetkik Araştırma Genel Müdürü Mehmet Üzer, ÇED ve Planlama Genel Müdürü Fevzi İşbilir, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Çevre Danışmanı Prof. Dr. Caner Zambak ve Altın Madencileri Genel Koordinatörü Dr. Muhterem Köse katıldı.
Maden üretiminde bu miktar bize yakışmıyor
MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer: Dünyada madencilikte ismi geçen 132 ülke var. Ticareti yapılan maden sayısı ise 90. Türkiye’de 77 maden çeşidi bulunuyor. Ülkemizde 50 maden çeşidinde kendimize yeter durumdayız. 419 milyon ton doğaltaş maden rezervimiz var. Türkiye madencilik sektörünün milli gelirdeki payı sadece yüzde 1.5. Bu bize yakışmıyor. Bu payı yüzde 3’e çıkarmalıyız. Madencilik zor ama maden çeşitliliği çok fazla.
Hep söyleriz, çeşitlilik bakımından 10. sırada üretim bakımından 28. sıradayız. Bilimadamları altın potansiyelimizin bu coğrafyada jeolojik yapıya bakarak 6 bin 500 ton olduğunu tahmin ediyor. 600 ton civarında da görünür hale getirdiğimiz maden var. Yani Türkiye özel sektör ve MTA dahil 600 ton işletmeye hazır hale getirdiğimiz bir bölüm var. Ayrıca 6 bin 500 ton da potansiyelimizin olduğunu düşünüyoruz.
AB’nin ÇED kriteri ne ise bizde de o
ÇED ve Planlama Genel Müdürü Fevzi İşbilir: Biz fanatik veya romantik çevreci anlayışla devam edemeyiz. Devlet sorumluluğuna sahip bir kuruluşuz. Biz bilimsel ve rasyonel çevrecilik anlayışıyla hareket etmek zorundayız. Bu nedenle bizi kimse görevimizi yapmamakla eleştiremez. Konuyla ilgili gerekirse yerine gider denetim çalışması yaparız.
Her vatandaşımızı mutlak surette bilgilendiririz. Sürdürülebilir kalkınma ilkesini gerçekleştirebileceğimiz en önemli sektörlerden biri madenciliktir. Bu nedenle madencilik sektörü bizim koyduğunuz mevzuat doğrultusunda hareket ettiği müddetçe biz bu sektörün geliştirilmesi taraftarıyız. Türkiye’de yapılan maden üretimi bizim kriterlerimize tamamen uygun. Çünkü AB ÇED kriteri neyse bizim ÇED kriterimiz de o. Bu nedenle vatandaşımız kuşkuya kapılmasın.
Kaynakları işletmeden asla kalkınamayız
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Güven Önal: Türk kamuoyunun yer altı kaynaklarının işletilmesinin zorunlu olduğunu algılaması gerekiyor. Çünkü yer altı kaynaklarımızı işletmeden ve bunları ülke ekonomisine kazandırmadan Türkiye’nin gerçekten kalkınabileceğini hiçbir zaman düşünmemeliyiz. Aynı durumu Türkiye’nin enerji sekötrü için de söylemek isterim.
Bugün Türkiye’nin enerjisinin yüzde 75 ithal yolla karşılıyor. Enerji ihtiyacımızın yüzde 50’sinden fazlasını karşılayabileceği kömür kaynaklarımızın olmasına rağmen, elektrik üretiminin yüzde 50’si doğalgazdan gerçekleştiriyor. Doğalgaz Türkiye’de bulunmayan tamamen ithal edilen bir kaynak. Bugün doğalgaz fiyatlarını etkileyen petrol fiyatları düşüyor ama kısa zamanda yeniden artacaktır. Türkiye vakit geçirmeden kendi kaynağını enerjiye dönüştürmesi gerekiyor.
Yanlış bilgiyle halk korkutuluyor
Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Çevre Danışmanı Prof. Dr. Caner Zambak: Bergama belirli bir aşama kaydetti. 10 yıla yakındır verimli işletme çalışmaları içinde. Çevre açısından da hiçbir sorun da görülmüyor. Dolayısıyla çevre açısından alınamayacak önlem yok.
Bulgaristan’daki bir gazeteciyle yaptığım röportajda bana şu soruldu: ‘Türkiye’de şu anda çok büyük bir çevre faciası olduğunu ve siyanürden herkesin zehirlendiğini biliyor musunuz? Bir işletmede…’ Bunun hangi işletmede olduğunu sordum. Karşıma Bergama çıktı.
Yani bilginin yanlış aktarılması toplumu çok korkutmakta. Bu işin yapılamayacağı kanısını toplumda yerleştirmekte. Çok yanlış bir şey. Toplum hak etmediği bir şekilde korkuya sokuluyor. Denetlemenin sonuçlarının topluma iletilmesi durumunda toplum rahatlayacaktır.
ALTIN TALEBi REKOR KIRDI
Dünya Altın Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre, yatırımcıların global krizden kaçış yolları aradığı 2008 yılının üçüncü çeyreğinde altın talebi, dolar bazında tüm zamanların çeyrek rekorunu kırarak 32 milyar dolara ulaştı. 2008’in üçüncü çeyreğinde altın talebi dolar bazında 2008’in ikinci çeyreğine kıyasla yüzde 45, tonaj olarak ise bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 18 artış gösterdi.
Dünya Altın Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman, üçüncü çeyrekte Türkiye’de altın talebinin, bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 15 artarak toplamda 99 tona ulaştığını bildirdi.







































