Tag Arsiv | "baş ağrısı"

Vucutdaki Agrılara Çözüm

Tags: , , , , , ,


Ağrılar, varisler, selülitler, unutkanlık, uyku sorunları gibi birbirinden farklı rahatsızlıklara iyi geldiği söylenen bu tamamlayıcı tıp metodu, yaşlanmayı geciktirmeyi de hedefliyor.

Ağrılarınızdan kısa sürede kurtulmak, bağışıklığınızı güçlendirmek, hatta vücudunuzdaki hastalıklar daha ortaya çıkmadan onları önlemek ister misiniz? Tamamlayıcı tıp ve antiaging kapsamında uygulanan nöral terapi size bunları vaat ediyor. Üstelik tonlarca ilaç kullanmak zorunda kalmadan… Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Dr. Gürsel Velioğlu, dünyada gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan bu metodun, artık ülkemizde de rağbet gördüğünü söylüyor. Enjeksiyon yöntemiyle uygulanan yöntem kronik ağrılarda etkili.

Vücudu dengeliyor
1920′li yıllarda iki Alman doktor tarafından geliştirilen ‘nöral terapi’ sinir sistemi üzerine etki etme ve uyarma esasına dayanıyor. 1940′lardan sonra bilimsel bir metod olarak yaygınlaşmış. Peki terapi nasıl bir mantık üzerine kurulu? Her hastalığın temelinde sinir sistemindeki enerji düşmesi yatıyor. Yani önce sinir sisteminde hasar oluşuyor, sonra hastalık ortaya çıkıyor. Nöral terapi ile, işin ilk basamağı düzeltiliyor. Vücut, önündeki bu sinir sistemi engeli kalkınca, kendini daha kolay tedavi ediyor. Yöntemde hastalık ve belirlilerinden çok nedenlerine odaklanılıyor. Nöral terapi, bir ‘düzenleme metodu’, yani vücudun sorunlu olan noktalarının dengelenerek tedavi edilmesi demek. Rahatsızlıkların temelinde hastanın zorlanan sinir sistemindeki düzensizlik yatıyor. Bu düzensizlikler, farklı seanslarda tekrarlanan enjeksiyon tedavisiyle, yani iğne yapılarak dengeleniyor.

Sinek ısırığı gibi
Nöral terapi, bedenin tümüne uygulanabiliyor. Akut durumlarda bir-iki seans yeterli. Ortalama gerekli seans sayısı altı. Seans sayısı 10-12′ye kadar çıkabiliyor. Nöral terapi, acı veren bir uygulama değil. Pek çok hasta bu duyuyu ’sinek ısırığı’ gibi tarif ediyor. Bilinen bir yan etkisi yok; ancak iyi eğitim almış ve tecrübeli hekimlerce yapılması gerekli.

Hangi sorunlarda etkili?
Migren, baş ağrısı, boyun-sırt-bel ağrıları, boyun ve bel fıtığı, kulak çınlaması, baş dönmeleri, unutkanlık, nevralji organik fonksiyon bozukluğu ve ağrıları, spor yaralanmaları, varis, selülit, uyku bozukluğu ve düzensizliğinde kullanılır. Diz, dirsek, omuz, ayak ve el bilekleri sorunları, kan ve lenf dolaşım sistemi rahatsızlıkları, hormonal düzensizlikler, tiroid ve yumurtalık sorunlarında etkili.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Beslenme düzeni ile bu stresi atlatın.

Tags: , , , , , , , ,


Adet öncesi gerginlik olarak tanımlanan PMS, her ay kadınların 10 gününü halsiz ve sinirli geçirmelerine neden oluyor. Beslenme düzeninde yapacağınız küçük değişimlerle sorunun üstesinden gelebilir, Ramazan’ı rahat geçirebilirsiniz…

Regliden 1 hafta ile 10 gün öncesinde kendini gösteren PMS’nin şişkinlik, baş ağrısı, halsizlik , aşırı yorgunluk, gerginlik gibi belirtileri uzun süren oruç saati ve yüksek hava sıcaklıklarıyla birleştiğinde hanımlarda fiziksel ve ruhsal bazı şikayetlerin oluşmasına neden olabilir.

SUÇLU MAGNEZYUM MU?

PMS’in nedenleri tam olarak blinmese de mineral ve vitamin eksikliği özellikle magnezyum, çinko, A ve B vitamini, düşük kan şekeri, psikolojik nedenler, serotonin etkisi, hormonal dengesizliklerin etkili olduğu düşünülmektedir. Magnezyum eksikliği PMS’in ortaya çıkmasını kolaylaştırırken araştırmalar magnezyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler.

SENDROMA KARŞI BU ÖNLEMLERİ ALIN

1) Adet öncesi sendromlarında en çok yaşanan sıkıntılardan biri vücutta şişkinlik ve ödemdir. Bunu önlemek için adet gününden 15 gün önce iftar ve sahur sofralarınızda tuz (sodyum) tüketimini sınırlandırın.

2) Kahve ve kafein türevlerinin tüketimini azaltın. Çay, kahve, kolalı içecekler ve çikolata kısıtlayacaklarınız listesinin başında geliyor.

3) İftarda ödem giderici yiyecekler tüketin. C vitamini ve potasyum bakımından zengin kuşüzümü ve yine zengin potasyum içeriğiyle kabak sodyum (tuz) -sıvı dengesini sağlamaya yardımcıdır. Yeşil yapraklı besinler ve maydonoz da vücuttaki ödemi azaltır.

4) İftarla birlikte öğünlerinizi bölün küçük porsiyonlar halinde az ve sık yiyin. Kompleks karbonhidrat içeren besinler olan kuru baklagiller, kepekli ürünler, bulgur tercih ederek iştah artışını frenleyebilirsiniz sebze, meyve gibi posalı besinler idealdir.

5) Brokoli, kabak, et, süt, balık, yumurta, kurubaklagiller, tam tahıllar, çikolata, badem iyi birer magnezyum kaynağıdır ve adet öncesi şikayetleri azalttığı biliniyor.

Dr.İsmail AĞAR

bookmark bookmark bookmark bookmark

Klimalar Bazen Sağlık Yönünden Zarar Veriyor.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Sıcak havalarda verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar sağlığımız açısından ciddi sorunlara da neden oluyor.

Lejyoner hastalığı, Legionelle Pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürre. Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılıyor.

İnsandan insana bulaşmıyor. Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak “Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını, şeker hastaları, alkolikler, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişilerde oluşumu daha yüksek oranlardadır” diyor.

Belirtileri

Yaygın kas ve eklem ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk, ateş. Başlangıçta kuru öksürük, bulantı kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygın.

Arabada yüz felci

Klimalarda üreyen küf mantarları da alerjik rinit ve alerjik astıma neden oluyor. Araçlardaki klimaları doğru kullanılmaması sonucunda sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Mantarlar Hakında Bilmemiz Gerekenler.

Tags: , , , , , ,


Baharın gelmesiyle birlikte, doğadan toplanan mantarların yenilmesi sonucu zehirlenme vakalarında artış yaşanıyor.

Doç. Dr. Sedat Demir, mantarın bilinçli tüketilmediğinde ölüme kadar varan zehirlenmelere neden olabilleceğini söyledi.

BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN

Demir, besin değeri yüksek mantar hakkında şöyle konuştu: ”Kültürde üretilen mantar grubunda da zehirlenme ihtimali olmakla birlikte, toksin etki söz konusu değildir. Asıl sorun, doğada yetişen mantarlardır. Çoğu kez zehirlenmeler, mantarları çok iyi tanıdığını sanan kişilerde olmaktadır.”

En tehlikeli zehirlenmelerin ‘gyromitra’ ve ‘phalloides’ grubu mantarlarla ortaya çıktığını belirten Demir “Bu zehirlenmelerde genellikle 6-12 saat süren bir sessiz dönemi takiben bulantı, baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Ancak 1-2 gün sonra çok ciddi sağlık sorunları yaşanabiliyor. Hatta öldürücü bile olabiliyor” dedi.

HALK ARASINDA YANLIŞ İNANIŞLAR

* Zehirli mantarlar çok çekici görüntüde olur.

* Belirli bölgelerde yetişen mantarlar zehirlidir.

* Zehirli mantar gümüş kaşıkla kaynatılırsa kaşık kararır.

* Sirkeli, tuzlu suda kaynatmak mantarın zehrini ortadan kaldırır.

* Pişirilen mantarın zehri kaybolur.

* Mantar yoğurt ile yenirse zehirlemez.

* Çayırda yetişen mantar zehirlemez.

* Koparılınca mantarın rengi değişmezse zehirsizdir.

* Salyangozlar zehirli mantarı yemez.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Doğal Tedavi İçin Kulanılan Ürünlere Dikkat.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Sakın ‘Ottur zararı yoktur’ demeyin… Yararlı bitkiler nasıl ayırt edilir…

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, halk arasında sıkça kullanılan bitkisel ürünlerin zararları ve tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi…

Bitkisel ürünlerde zayıflama ilaçlarından aktarlarda satılan karışımlara, zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusu. Birçok bitkisel kaynaklı ürün yıllardır kullanılmakta ve yararlı olduğu bilinmekte. Bununla beraber bazı bitkisel ürünler kullanıcılar üzerinde ciddi yan etkilere neden olabilmekte. Dikkat edilmelidir ki, bitkisel ürünler ilaçlardan daha güvenli değiller. Hepsi olmamakla beraber bitkisel ürünlerin çoğu zararlı etkiler de göstermektedirler.

Ticaretini yapanlar ise kullanıcılara bu bitkisel ürünlerin çoğunun natürel olduğunu söylemektedirler. İlaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler ve dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez. Bu ürünlerden bazıları toksik maddeler ve polen içerir ki; bu durum bazı kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Bazılarının içerisinde üzerindeki etikette belirtilmeyen steroid ve östrojen gibi maddeler bulunabilmektedir. Bir kısmının içerisinde ise arsenik, civa, kurşun ve pestisid gibi zehirli maddeler bulunabilmektedir.

Kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Bir bitkisel ürünün üzerinde doğal olduğunu belirten bir etiketin bulunması onun güvenli olduğunu göstermez. Örneğin kava ve eşek kulağı bitkisi ciddi karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.

Bitkisel ürünler bir ilaç gibi düşünülerek, doğru kullanılmadığında veya büyük miktarlarda alındığında ciddi sağlık problemlerine neden olabilmektedir.

Hamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler.

Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler.

Birçok bitkisel kaynaklı ürünün içerisindeki aktif madde bilinmemektedir. Bu ürünlerin içerisinde onlarca, yüzlerce madde veya bileşik bulunmaktadır. Bilim adamları faydalı olduğu ileri sürülen ürünler içerisindeki bileşenleri tespit etmeye çalışmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde daha birçok madde tespit edilmiştir. l Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır.

Zayıflayayım derken hasta olmayın

Tedavi veya destek amacıyla kullanılmakta olan yüzlerce bitkisel ürün mevcut. Bunlar içerisinde en çok bilinenler; sinameki, bitkisel çaylar, papatya türleri, yosun hapları, kondriotin sülfat, ekinezya, efedra, garlik, ginkgo biloba, ginseng, kava, glukozamin, melatonin ve fitoöstrojenlerdir. Sık kullanılan ilaçlardan biri olan sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir.

Kullanılan diüretik çaylar (zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan “mikrovillus” adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder. Sonuç, kalp hastalığına kadar gidebilir.

Bu bitkileri bu ilaçlarla kullanmayın!

Ekinezya: Aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla

Efedra: Burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçları ile l Garlik: Aspirin ve romatizma ilaçları ile

Ginkgo biloba: Aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle

Ginseng: Aspirin-romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle

Glukozamin: İdrar söktürücü ve insülinlerle

Kava: Parkinson ilaçları ve kan sulandırıcılarla l Melatonin: Romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerler ile

Kondriotin sülfat: Aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.

Yan etkileri göz önünde bulundurun

Ekinezya kullananlarda: Mide rahatsızlığı, ishal, kabızlık, allerji,

Garlik kullananlarda: Bbulantı, ishal, kanama, alerji

Ginseng kullananlarda: Baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi

Ginkgo biloba kullananlarda: Mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar

Glukozamin kullananlarda: Mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal

Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı l Melatonin alanlarda: Uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı

Fitoöstrojen alanlarda: Meme ve rahim rahatsızlıkları, tiroid problemleri l Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.

Gerçekte yosun değil sentetik maddeler zayıflatıyor

Bu tip hapların içersinde “sibutramin” adlı iştah azaltıcı bir madde yer almaktadır. Gerçekte insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne yol açmıştır. Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlara yönelik haberler basında bol miktarda mevcuttur. Doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir.

Çok çeşitli papatya türlerinden bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.Yaşlı ve hastalarda risk daha büyükKullanılmakta olan bu bitkisel ürünler bazı hastalık durumlarında güvenli değillerdir. Bu ürünler özellikle yaşlı kişilerde tehlikeli olabilmektedir. Dolayısıyla bitkisel kaynaklı ürünleri aşağıdaki sağlık problemi olanlar kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.

Kanama problemi olanlar n Kanserli hastalar n Şeker hastalığı olanlar n Prostat rahatsızlığı olanlar

Sarası (epilepsi) olanlar

Göz tansiyonu (glokom) olanlar n Kalp hastalığı olanlar

Hipertansiyonu olanlar

Psikiyatrik hastalığı olanlar

Parkinson hastalığı olanlar

Karaciğer hastalığı olanlar

Felçli hastalar

Tiroid hastalığı olanlar

Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar. Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler.

Çünkü bitkisel ürünler kanama ve anestezide bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir.

Bitkisel ürünler özellikle böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine tahmin edilemeyen etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Erkeklerin gizli yaşadığı rahatsızlık.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


Kadınlarda daha sık rastlanıyor gibi görülse de depresyon erkeklerde de çok yaygın.

Sadece belirti vermiyorlar. Kadınlar bu süreci ağlayarak geçirirken erkekler çok daha tehlikeli yollara başvuruyor…

Araştırmalara göre kadınlar, erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona yakalanıyorlar. Bunun da sebebi daha çok hormonal değişiklikler. Diğer taraftan toplumumuzda erkeklere depresyon tanısı konma oranının çok düşük olduğu da bir gerçek. Psikiyatri hekimleri dışında herhangi bir hekimin yüzde 70 oranında bu tanıyı koymada yanıldığı görülebiliyor. Kadınlar depresyonlarını uluorta yaşayabilme cesaretini hatta kullandıkları ilaçları birbirlerine anlatırken erkekler içlerine kapanıp, herkesten gizliyor ve ‘riski seçiyor’. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Aylin Sezer depresyondaki erkeğin tehlikeli sporlara yöneldiğini riskli cinsel ilişkilere girdiğini ya da kendisini işe verdiğini belirterek konuya ilişkin ayrıntıları anlattı.

ZAYIFLIK GÖSTERGESİ TRİBİ

“Depresyon akla ilk gelen zayıflık oluyor ve Türk erkeği bu durumu kendisine yakıştıramıyor. Toplumumuzda yaygın olan ‘erkek adam ağlamaz, erkek adam üzülmez’ gibi dayatmalar erkeklerin depresyonu kabullenmesine ve hekime gitmesine engel oluyor. Depresyon belirtileri erkekte farklı şekilde görülebiliyor. Erkek kendini kötü ya da güvensiz hissettiği zaman yine aynı dayatmalar nedeniyle etrafından yardım istemiyor. Bunun yerine etrafına öfke gösteriyor. Çünkü sinirli ve gergin olmak toplumda bir erkek için kabul edilen davranışlar.”

ÖRTÜLÜ YA DA MASKELİ

“Erkeklerde, maskeli ya da örtülü depresyon var. Erkekler genelde sinirlilik, kendine güven kaybı gibi şikayetleri hissettikleri zaman riskli davranışlara giriyorlar. Riskli spor yapmak, riskli araba kullanmak, evlilik dışı veya riskli ilişkiye girmek gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Erkek ancak bu tip davranışlar ilerler ve kötü bir noktaya gelirse yardım alıyor. Ancak tedavi için oldukça geç kalınmış oluyor ve iyileşme kadınlara göre daha uzun sürüyor.”

KALP KRİZİNİ ARTIRAN ETKEN

“Erkeklerde fiziksel yakınmaların altında depresyona çok fazla rastlanılıyor. Mesela hipertansiyon, prostat, baş ağrısı gibi sağlık sorunları yaşayan, eklem ağrıları olduğunu düşünen erkeklerin bu şikayetlerinin altından depresyon çıkabiliyor. Erkeklerde depresyonun kalp hastalıklarını artıran çok önemli bir etken olması da önemli bir nokta. Kadınlarla karşılaştırıldığında erkeklerde kalp hastalığından ölme riski daha fazla.”

bookmark bookmark bookmark bookmark

Evden Çıkamadan Muhakak Yapın.

Tags: , , , , , , ,


Öğünler içinde ‘en önemli’ olarak nitelendirilen sabah kahvaltısında yenilen besinlerin miktar ve içeriği günün verimli geçmesini sağlıyor.

Hayat Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ahmet Özkul, kahvaltı yapılmazsa yorgunluk, baş ağrısı, dikkat ve algılama azlığı gibi sıkıntılar yaşanabileceğini söyledi.

Çocuklarda okul başarısının düştüğünü anlatan Özkul, “Kahvaltı yapmayanlarda iş verimi önemli ölçüde azalır, anlama ve kavrama hızı düşer kan şekeri yükselir” dedi.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Uyku problemleri olan bayanlar dikkat

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


Sizde geceleri bir türlü uykuya dalamamaktan mı şikayetçisiniz? İşte çözümü…

Menopoz, hamilelik ve adet öncesi dönemlerde uykusuzluk sorunu artıyor. Uykusuzluğa neden olan ateş basması olarak tabir edilen hararet ve terleme uykusuzluğun önemli nedenlerinden biri…

Araştırmalar menopoz öncesi ve menopoz dönemindeki hanımların % 40ının uyku düzensizliği olduğu ve uyku sorunları yaşadığını doğruluyor. Menopoz döneminde hormonal değişikliklere bağlı olarak öne çıkabilen bir başka sorunda uyku apnesi hastalığı. Horlama, ağız kuruluğu, uykudan dinlenmeden uyanma,gece boyunca uyanma,konsantrasyonda azalma,hafızada zayıflama gibi şikayetlerle ortaya çıkan uyku apnesi yine bu dönemin hassasiyetle üzerinde durulması gereken konusudur.

UYKU SABOTAJCILARI

Hanımlar yaşadıkları uyku bozuklarını hekimleriyle paylaşmalıdır. Uyku bozukluklarının bir aydan fazla sürmesi halinde konunun ciddiye alınarak altında yatan nedenlerin araştırılması ve tedavi edilmesi gerekir. Kalitesiz bir uykunuz varsa uyku bozukluğundan şikayetçiyseniz yani uyandığınızda hiç dinlenmemiş ya da hiç uyumamış gibi hissediyor, geceleri sık sık uyanıyor, tuvalete kalkıyorsanız uykunuzu bozabilecek tehlikelerin olup olmadığını kontrol edin.İşte bunlardan birkaçı;

KRONİK AĞRILAR

Baş ağrısı, sırt, eklem ve adale ağrıları gibi kronik ağrı şikayetleri uyku bozukluklarına neden olan etkenlerden biridir.

BİYOLOJİK SAAT

Uyku bozukluklarına neden olan faktörlerden bir değeri stres, depresyon ve kaygı hali gibi ruhsal sorunlardır. Vücudun biyolojik saatinin aksine normal uyku saatleri dışında uyuyanlarda yahut vardiyalı çalışanlarda sıkça yaşanan bir faktördür.

KÜÇÜK ÖNLEMLER

Uyku saatine yakın çay kahve tüketmeyin.

Yatmadan önce TV izlemeyin bilgisayar kullanmayın.

Akşamları acılı tuzlu ve ağır yemeklerden kaçının.

Eve iş getirmeyin, geç saatlere kadar çalışmayın.

Yemek saatlerinizi bozmayın.

Hafta sonları geç yatmayın.

Dr. İsmail AĞAR

bookmark bookmark bookmark bookmark

Bilgisayar başında çalışanlar bu kuralara dikkat

Tags: , , , , , , , , , , ,


Kategorize | Sağlık

Tags : ankara, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, baş ağrısı, bilgisayar, bulanık görme, Doç. Dr. Özlem Evren, göz, Göz Hastalıkları Uzmanı, göz muayenesi, göz sağlığı, gözlerde yorgunluk hissi, uzun süreli bilgisayar kullanımı
Bilgisayar başında çalışanlar bu kuralara dikkat

Gonderen 13 December 2008 · Edit

Bir şey olmaz demeyin 20-20 kuralına uyun. Gününü bilgisayar başında geçirenler mutlaka bu önerileri okumalı.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özlem Evren, bilgisayar başında çalışanlarda gözlerde yorgunluk hissi, yanma, batma, kızarıklık, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikayetler ortaya çıkabildiğini belirterek, ”Bilgisayarda 20 dakika çalıştıktan sonra, gözleri kapatarak ya da uzağa bakarak 20 saniye dinlenmek gözleri korur” uyarısında bulundu.

Evren, uzun süreli bilgisayar kullanımından kaynaklanan, ”Ekrana Bakma Sendromu” olarak adlandırılan sorunların, göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.

Günde 6 saatten fazla bilgisayar başında çalışanların yüzde 75′inde, zaman içinde gözlerde yorgunluk, yanma, batma, kızarıklık, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikayetler görüldüğünü anlatan Evren, ”Buradaki dikkat çekici nokta, bu sorunların daha önce göz sağlığı yerinde olanlarda ortaya çıkması” dedi.

Evren, erişkinlere yönelik de şu tavsiyelerde bulundu:

-Teşhis edilmemiş bir kırma kusuru açısından göz muayenesinden geçmeleri yararlı olur.

-”20-20” kuralına uymak yararlıdır. Bilgisayarda 20 dakika çalıştıktan sonra, gözleri kapatarak ya da uzağa bakarak 20 saniye dinlenmek gözleri korur.

-Bilinçli olarak gözleri kırpmak göz yaşı kaybını azaltır.

-Bilgisayar ekranı göz hizasının altında olmalıdır. İdeali, bilgisayar ekranının orta noktasının, göz hizamızın 8-10 santimetre altında olmasıdır.

-Fazla yansımaya neden olacağı için bilgisayar ekranı pencereye dönük olmamalıdır. Daha ideali yansıma yapmayan ekran kullanmaktır.

-Çalışma ortamı fazla aydınlatılmamalıdır. Aşırı aydınlatma yapan masa lambalarından kaçınmak gerekir.

-Ekrandaki yazıların netliği ve rengi önemlidir. Görüntü yenileme frekansı yüksek ekranlar daha kolay okunabilir görüntü sağlar. Ayrıca beyaz zemin üzerine siyah yazı karakterleri, siyah zemin üzerine olanlardan daha az yorucudur.

-Çalışma ortamındaki havanın fazla kurumasını önlemek ve nemlendirmek çalışma konforunu artırır.

-45 yaş üzerinde ve yakın gözlüğü takma ihtiyacı olanlarda yakın gözlüğü dışında, bir de bilgisayar ekranına odaklanan ‘Bilgisayar Gözlüğü’ kullanılması, ekrana aşırı yaklaşma gerekliliğini azaltır, okuma kolaylığı sağlar.

-Tüm bu önlemlere rağmen gözlerde kızarıklık, batma, yanma şikayetleri oluyorsa, koruyucu içermeyen yapay göz yaşı damlaları kullanılabilir.

-Sorunlar erken dönemde fark edilir ve gerekli basit önlemler alınırsa, kalıcı hale dönüşmesi önlenir.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Baş ağrısı ve migren’e karşı akupunktur.

Tags: , , , ,


ABD’de 4 bin kişiyle yapılan araştırma akupunkturun Aspirin’den daha faydalı olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları baş ağrısına karşı akupunkturun Aspirin’den daha etkili olduğu sonucuna vardı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmada baş ağrısı, migren gibi sorunlar yaşayan 4 bin kişinin üzerinde bir deney yapıldı.

İKİ GRUP İNCELENDİ

Araştırmada akupunkturun ağrının giderilmesinde Aspirin’ den daha iyi sonuç verdiği tespit edildi. Çalışma sırasında katılımcılar üç gruba ayrıldı. Birinci gruba düzenli olarak ağrı kesici verildi. İkinci gruba akupunktur tedavisi uygulandı, üçüncü gruptakilerin vücuduna ise zararsız ancak vücudun ihtiyaç duymadığı bir sıvı enjekte edildi. Bu grup kontrol grubu olarak seçildi.

İYİLEŞME ORANI

Deney sonucunda Aspirin gibi ilaçları kullanan grubun yüzde 45′inin baş ağrısının azaldığı rapor edildi. Akupunktur tedavisi uygulanan grupta ise bu oran yüzde 62 olarak gerçekleşti. Kontrol grubu olan üçüncü grupta da yüzde 45′lik iyileşme görüldü. Duke Üniversitesi’ne bağlı çalışan araştırma ekibi, tıpta yer alan birçok tedavi formunu hastalar üzerinde denedi.

ACINI KENDİN GİDER

Akupunkturun vücudun kendi acısını kendisinin gidermesini sağladığını anlatan Tr. Tong Joo Gan, yöntemin binlerce yıldır kullanıldığını hatırlattı. Akupunktur, Batı dünyasında önceleri hileli tedavi yöntemi olduğu düşünülüyordu. Ancak aradan geçen yıllar yöntemin gerçekten etkili olduğu konusunda görüş birliği oluştu.

bookmark bookmark bookmark bookmark

   
 
 

Chat | Sohbet