Tag Arsiv | "bebek sağlıgı"

Hamilelik’de Bebek hareketi sayma.

Tags: , , , , , ,


Anne adaylarını en fazla endişelendiren konu, doğal olarak bebeklerinin iyi ve sağlıklı olup olmadığıdır.

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Dr. Alper Mumcu annelerin bu merakını giderecek basit yöntemleri anlattı…

Karın duvarında rahimin içini gösteren bir pencere olabilseydi bu endişelerin çoğu yersiz olurdu ancak ne yazık ki böyle bir olanak yok. Ancak bebeğin içeride keyfinin yerinde olup olmadığı konusunda fikir verebilecek son derece basit bir yöntem var. Onun hareketlerini takip etmek ve saymak…

SAYMA İŞLEMİ YAPIN

Bu yöntem hem çok kolay hem herkes tarafından her yerde yapılabilir hem de bedavadır. Gerçekten de gebeliğin son 3 aylık dönemine girdiğinizde, gün içinde bebeğinizin hareketlerini takip etmek ve saymak, onun karnınızda iyi olduğunu göstermesi açısından önemli ipucu verebilir.

Bunun için ideal olan genelde en çok aktif olduğunu bildiğiniz günün hemen hemen aynı saatlerinde sayma işlemini yapmaktır. Bu işlemi yemek sonrasında yapmak daha avantajlıdır. 28-30. haftadan önce bebek hareketlerini saymaya çalışmanın pek bir anlamı yoktur.

KUŞKU DUYARSANIZ

Bebek hareketi saymada değişik yöntemler vardır. En sık kullanılan yöntem oturur ya da sol yana yatmış pozisyonda iken hareketleri saymaktır. Vücut hareketi, seyirme, tekme gibi tüm hissedilebilen hareketler geçerlidir. Eğer bebeğiniz bu şekilde saatte 4-5 hareket yapıyorsa ya da 2 saat içinde fark edebildiğiniz hareket sayısı 10 civarındaysa sorun yoktur.

Eğer bebeğinizin hareketleri azalmış gibi görünüyorsa kalkıp 5-10 dakika yürüyün, meyve suyu, tatlı, çikolata gibi bir şeyler atıştırın, 2-3 bardak su için ve yeniden deneyin. Eğer hareketler hâlâ düzelmemiş ise doktorunuza bilgi verin.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Hamilesiniz Ve Tatile’mi Çıkacaksınız?

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Tatil herkes gibi hamilelerin de hakkı ama onların bu haklarını dikkatli kullanmaları gerekiyor.

Seçilecek mekan, güneşlenilecek saat ve süre, anne ile bebek sağlığı için önem taşıyor. İşte tatil planı yapan anne adaylarının dikkat etmesi gerekenler…Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi’nden Dr. Alper Mumcu, tatil planı yapan anne adaylarının dikkat etmesi gereken noktaları şu şekilde özetliyor:

Tatil planı yaparken anne adayının sağlığında dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

Gebeliğin erken dönemlerinde kanama ve düşük riski bulunanlarda seyahat etmek sakıncalıdır. Böyle bir durumda kanamanın şiddetine göre ev istirahatinden kesin yatak istirahatine kadar değişen önlemler gerekli olabilir. İleriki dönemlerde ise suyun gelmesi, kanama olması, erken doğum kasılmalarının varlığı gibi durumlarda da seyahat etmek kesinlikle sakıncalıdır.

Tatil planı yapılırken öncelikle tarihler önceden belirlenmeli ve konu ile ilgili olarak gebeliği takip eden doktor ile görüşülerek onayı alınmalıdır. Genel olarak çok zorunlu olmadıkça son üç ay içinde tatile çıkmamak daha uygundur.

Seçilen tatil mekanının özellikleri nasıl olmalı?

Bu konuda kesin bir şey olmamakla birlikte genelde temiz, mutfağı güvenilir ve odalarda havalandırma tertibatı iyi olan tesislerin tercih edilmesinde yarar vardır. Öte yandan tesiste kısa sürede ulaşılabilecek bir doktor ve yakın çevrede gerekli donanıma ve personele sahip bir hastane olması avantajlıdır.

Deniz ve güneşin anne adayına yarar ve zararları nelerdir?

Gebelik sırasında yüzme sporu yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Bunların en başında temizliğinden emin olunmayan sulara girmemek geliyor. Gebelik öncesinde düzenli olarak yüzen kadınlar, daha önceki programlarına devam edebilirler. Ancak gebeyken ilk kez denize girecekler biraz daha dikkatli olmak zorunda.

Güneşlenirken neler e dikkat edilmeli?

Hamile kadının cildi daha hassastır. Hamilelik sırasında derinin rengini ver en melanini salgılayan hücreleri etkileyen melonosit stimüle edici hormon düzeyleri yükselir. Eğer yüzünüzde cholasma adı verilen gebelik maskesi oluşmuşsa yani düzensiz ve koyu renk değişiklikleri görülüyorsa bu durumda siz de güneş ışınlarına ve ultraviyoleye karşı aşırı duyarlısınız demektir.

Bu durumda cildiniz güneş ışınlarına her zamankinden daha fazla ve daha şiddetli cevap verecektir. Güneş altında uzun süre geçirmeniz hem vücut sıcaklığınızın aşırı artmasına hem de vücudunuzdaki suyun azalmasına neden olabilir. Tüm bu nedenler den dolayı hamileyken uzun sür e güneş altında kalmanız önerilmez.

Ne kadar süre suda kalınabilir?

Öncelikle suya girmeden önce vücudu ısıtmak, yavaş yüzmek gerekiyor. Gebeliğinin ilk 3 ayında bulunanlar için günde 20 dakika yüzmek yeterli. İkinci 3 aylık dönemde ise su eklem ve bağları destekleyerek bel ve sırt ağrılarının azalmasına yardımcı oluyor. Bu dönemde daha önceki yüzme alışkanlıkları aynen devam edebilir. Son dönemlerde ise yüzmeye devam etmekte herhangi bir sakınca yok.

Mayo ve güneş koruyucu seçimi

Hamile kadınların direkt güneş altında kalmaları önerilmez. Mutlaka gölgede ve tercihen üzerilerinde t-shirt ile dinlenmeleri daha uygundur. Yüksek koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır. Yaz aylarında ve özellikle plajda su kaybı her zamankinden fazla olacağından sıvı alımına azami dikkat göstermek gereklidir. Vücudu fazla sıkmayan, gebeler için tasarlanmış mayoları kullanmak gerekiyor.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Kalp hastalıkları bebek doğmadan tespit edilebiliyor

Tags: , , , , , , , ,


Günümüzde her 100 bebekten yaklaşık biri kalp hastalığıyla dünyaya geliyor. Özellikle de kalbin delik olması en sık görülen kalp hastalıkları arasında.

Ancak gelişen teknoloji sayesinde artık pek çok ciddi doğumsal kalp hastalığı anne karnında tespit edilebiliyor. Özel tarama yöntemleriyle bebeğin kalbi hamileliğin 16-18’inci hafta görüntüleniyor, sorunlar tespit ediliyor ve gereken önlemler geç kalınmadan alınıyor. Doğumsal kalp hastalıklarıyla ilgili Anadolu Sağlık Merkezi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sertaç Çiçek bilgi verdi.

Doğumsal kalp hastalıkları ne kadar yaygın?

Her 100 gebeden yaklaşık 5’inin bebeğinde metabolik sorunlar, kas iskelet sisteminde sorunlar, dolaşım sistemi bozuklukları gibi doğumsal bozukluklar olabiliyor. Bunların görülme sıklığı da giderek artıyor. Bu artışın nedenini bilmiyoruz. En sık görülen doğumsal bozukluklar ise kalp anomalileri ve dolaşım sistemini etkileyen bozukluklar. Her 100 doğumdan ortalama 1 tanesinde doğumsal kalp hastalığı görüyoruz.

Bu hastalıklar anne karnında nasıl fark ediliyor?

Gelişen teknoloji sayesinde anne karnında kalp gelişmesini tamamladıktan sonra rahatlıkla bu hastalıkların tanısı konabiliyor. “Fetal ekokardiyografi” dediğimiz yöntemle, ses dalgaları vasıtasıyla bebeğin anne rahmindeyken kalp ve dolaşım sistemini değerlendiriyoruz. Hamileliğin 16-18 ’inci haftasında kalpte bir sorun olup olmadığı tespit edilebiliyor. Doğumsal kalp hastalıkları çok çeşitli. Bazıları erişkin dönemine kadar, bazıları ise ileri yaşlara kadar belirti vermeden seyredebiliyor. Bazı hastalıklar ise çok ağır oluyor. Doğar doğmaz belirti verip, bazen yaşamla bağdaşamayacak kadar ciddi olan hastalıklar var.

Bebeklerde en sık hangi kalp hastalıklarına rastlıyorsunuz?

En sık kalpte deliklere rastlıyoruz. Kalpten çıkan ana damardaki kapak normalde üç yaprakçıklıdır. Bazen iki yaprakçıklı da olabiliyor. Ama bu hastalar çok uzun yıllar bu durumla yaşıyorlar. Hastalık uzun süre belirti vermiyor. Bir grup hastalık ise kendini morarmayla gösteriyor. Bebek morarıyor. Kalpten çıkan ana damarların ters taraftan çıkması durumunda morarma oluyor.

Anne karnında ameliyat mümkün mü?
Anne karnında yapılan ameliyatlar henüz gelişme aşamasında. Ancak anne karnındaki bebeğin damarlarını ya da kapaklarını balonla genişletmek ya da üst odacıklar arasındaki bağlantıyı sağlamak için kulakçıklar arasındaki duvarın açılması gibi yöntemler yavaş yavaş anne karnında uygulanmaya başlandı.

“Erken tanı ciddi bir avantaj”

Erken tanının ne önemi var peki?

Erken tanı çok önemli. Anne-babalar böylece durumdan erken haberdar oldukları için aniden kötü bir sürprizle karşılaşmamış oluyorlar. Bu bebekleri bazen doğar doğmaz ameliyat etmek gerekiyor. Bu ameliyatlar içinse özel eğitimli ekipler, ciddi bir altyapı ve ileri teknoloji gerekiyor. Erken tanı konarsa doğum buna göre planlanabiliyor; anne-babanın uygun hastane seçme şansı oluyor. Tedaviye hemen başlanabiliyor. Bu da ciddi bir yaşam avantajı.

Doğumsal kalp hastalıklarının nedenleri ne?

Tam olarak belli değil, ama risk faktörleri var. Bunlar genetik olabiliyor. Ailede doğumsal kalp hastalığı varsa çocuklarda da görülebiliyor. Diyabetik ya da metabolik hastalıkları olan annelerin çocukları risk altında. Gebelik sırasında geçirilen viral enfeksiyonlar ve bazı kromozom bozuklukları da bebeklerde kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Son zamanlarda özellikle tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelmiş çocuklarda kalp hastalıklarına rastlıyoruz. Nedenini açıklayamıyoruz. Ama son 6 ayda 10’a yakın bebeği ameliyat ettik.

Bütün hamilelerin çocuklarının kalbi taranıyor mu?

Hayır. Risk grubunda olanlarda, kadın -doğum uzmanının şüphelendiği durumlarda kalp taraması yapıyoruz.

Doğar doğmaz kalp ameliyatı olan bir çocuğa artık “yarım insan” gözüyle bakanlar var.
Çok yanlış. Doğumdan sonra ameliyat olan çocukların yüzde 90’ından fazlası hiçbir ciddi sorun olmadan, sağlıklı olarak tedavi sonrası yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Ama tabii ki düzenli doktor kontrollerine gitmeleri gerekiyor, tıpkı diğer insanlar gibi. Ancak “yarım insan” diye bir şey yok. Çoğu zaman ömür boyu ilaç kullanmaları da gerekmiyor. Ameliyatların başarı oranları ise yüzde 95’lerde. Çok yüksek.

“Anne karnındaki bebeğin kalbi ayrıntılı olarak inceleniyor”

Günümüzde doğumsal kalp hastalıkları bebek doğmadan tespit edilebiliyor. Anne karnındaki bir bebeğin kalbi ayrıntılı olarak taranıyor; kalbin yapısı, çalışması ve ritmi detaylı olarak inceleniyor.

Bebeklerde çok ciddi kalp hastalıkları görülebiliyor. Amacımız bunları erkenden tespit etmek. Mesela kalbin sol tarafının gelişmesinin eksik kaldığı “Hipoplastik sol kalp sendromu” dediğimiz önemli bir hastalık var. Bu, erkenden tanımak istediğimiz en önemli hastalıklardan biri. Ayrıca kalbin içindeki kapakların oluşmaması ya da kapalı durumda olması da ciddi bir sorun. Kalp boşluklarının dört odacıklı değil de üç odacıklı ya da iki odacıklı şekilde oluşması; kalpten çıkan ana atardamarların yerlerinin farklı olması veya bu damarlardan birinin oluşmaması gibi çok ciddi yaşamsal sorun oluşturabilecek problemleri arıyoruz anne karnındaki bebeğin kalbinde. Ayrıca kalbin fonksiyonları, yani kasılması değerlendirilebiliyor, ritim bozukluklarını görebiliyoruz. Kalbin içinde yer işgal eden kitle ve tümörleri de tespit edebiliyoruz.

Annede, babada ya da ailenin daha önceki bebeklerinde doğumsal kalp hastalıkları olduğunda, diyabet hastası olan annelerin bebeklerinde, anne alkol ya da madde bağımlısı olduğunda, gebelik süresince bebeğin kalbinde sorun oluşturabilecek ilaçların kullanılması durumunda, gebeliğin ilk üç ayında kızamıkcık gibi viral hastalıkların geçirildiği durumlarda ya da kromozom bozukluğuna bağlı birtakım hastalıklar olduğunda, ayrıca tüp bebek yöntemiyle hamile kalanların bebeklerinde “fetal ekokardiyografik inceleme” dediğimiz bu ayrıntılı kalp incelemesinin yapılmasını öneriyoruz.

Anneyle ilgili bu sebepler dışında bebekle ilgili bazı durumlarda da kalp taraması yapıyoruz. Bebegin kalbi dışında bir organında sorunu varsa, kalpte de sorun olup olmadığına bakıyoruz. Bebekte bir kromozom bozukluğu tespit edildiğinde ya da şüphelenildiğinde, “Hidrops” dediğimiz bebeğin vücut boşluklarında sıvı toplanması durumunda , bebeğin kalp atış hızının anormal olması durumunda ya da ritm düzenli olmadığında, bebegin ilk 3 ayın sonunda yapılan ense kalınlığı ölçümünün normalden kalın bulunduğu durumlarda ve çoğul gebelik söz konusu olduğunda detaylı kalp incelemesi yapıyoruz.

bookmark bookmark bookmark bookmark

   
 
 

Chat | Sohbet