Tag Arsiv | "berlin"

Türk mahkum Alman ceza evinden firarı

Tags: , , , ,


Almanya’daki hapishaneden Türk mahkum kargoya gönderilen bir kutunun içine saklanarak kaçmayı baÅŸardı.

Almanya’nın Düsseldorf yakınlarındaki Willich kentinde bulunan hapishaneden bir Türk mahkum film gibi bir yöntemle firar etti. UyuÅŸturucu kaçakçılığından 7 yıl hapis alan Türk hapishaneden postaya teslim edilen bir karton kutunun içinde kaçtı. Hapishane yetkilileri mahkumun adını açıklamadı. 42 yaşındaki mahkumun 150 santim boyunda ve 120 santim geniÅŸliÄŸindeki bir karton kutunun içinde saklandığı belirtildi.

Mahkumun, kargo arabasıyla hapishaneden çıktıktan sonra yolda araçtan atladığı ve ormanlık alanda izini kaybettirdiÄŸi öğrenildi. Kargonun teslim edileceÄŸi adresi açıklamayan polis yetkilileri, mahkumun dışarıdaki arkadaÅŸlarından yardım aldığını tahmin ediyor. Halen Almanya’da olduÄŸu sanılan mahkumun yakalanması için Berlin polisi alarma geçti. Çevre yollardaki arabalar tek tek köpekli ekipler tarafından aranıyor. Åžehrin giriÅŸ ve çıkışları ise kapatıldı. İçiÅŸleri Bakanlığı yetkilileri, Willich hapishanesinin güvenlik ÅŸartları konusunda soruÅŸturma baÅŸlattı.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Byaram tatili için avrupa’dan altarnatifler

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Dokuz güne kadar uzayabilecek Kurban Bayramı tatiline dört hafta kaldı. Aralık başındaki iklim koÅŸullarından ve turistik merkezlerin sezon dışı cazip fiyatlarından yararlanıp Avrupa’da güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Saffet Emre Tonguç bu hafta yayımlanan kitabı “Avrupa’da Görülecek 101 alternatif ÅŸehirler seçtik.
BERLİN

Utanç Duvarı yıkıldı görkemli bir başkent çıktı

Hitler’in başkent için biçilmiş kaftan gördüğü Berlin 1237’de kurulmuş ve adı bataklık anlamına geliyor. 1989’da yıkılan duvarın ardından birleşen iki Almanya’nın yeni başkenti oldu. Gün geçtikçe cazibesi artan bir dünya şehri. Yüzde 30’u parklardan oluşan, turistler için sürprizlerle dolu bir mücevher kutusu./_np/0080/6780080.jpg

3, 5 milyon nüfuslu şehirde 460 bin göçmen yaşıyor. Türklerin sayısı 200 bini buluyor. 82 cami ve mescit var. Şehre mangal kültürünü Türkler getirmiş, izin verilmeyen yerde mangal yapma cezası 300 Euro. 270 kütüphane, 170 müze ve koleksiyon ziyarete açık. 150 konser mekanı arasında en ünlüsü, en çok bilet satılanı Berlin Filarmoni’nin salonu. Sokaklarındaki at kestanesi ağaçları, mide sancısı çeken atlara ilaç olması için 1585’te Osmanlılar tarafından gönderilmiş.

BERLİN’İN YILDIZLARI

Ku’damm: Tam ismiyle Kurfürstendamm Caddesi, şehrin merkezi. Caddedeki Kaiser Wilhelm Kilisesi, 1943’te bombaların kurbanı olmuş. Savaşın yarattığı acıları yansıtması için özellikle restore edilmemiş. Yanına modern çan kulesi dikmişler. Kentin ikiye bölündüğü dönemi yansıtan ve dört borudan oluşan Berlin heykeli de bu caddede.

Reichstag: Parlamento, kentin en ünlü binası. Fransızların savaÅŸ tazminatıyla 1894’te yapılmış. Cephesine 1916’da “Alman Halkına” yazısı eklenmiÅŸ 1945’te binaya çekilen Rus bayrağı, II. Dünya Savaşı’nın sonunu gösteren simgeye dönüşmüştü. Sir Norman Foster’ın yaptığı modern cam kubbe yapıya yepyeni görünüm kazandırdı. Sıra beklemeyi göze alırsanız, ücret ödemeden binanın çatısından ÅŸehri seyredebilirsiniz. Yanındaki BaÅŸbakanlık binasının üzerinde fizikçi Albert Einstein’ın sözü dikkat çekiyor: “İnsanlar devlet için deÄŸil, devlet insanlar için vardır.”

Brandenburg Kapısı: 1795’te tamamlanan yapı, Atina’daki Akropol’ün girişini anımsatıyor. Şehrin sembollerinden. Üstünde dört atlı arabasıyla Zafer Tanrıçası Nike’nin heykeli var.

Bergama Müzesi: Müzeler Adası denilen bölgede. Berlin Katedrali’nin bulunduğu bu alan UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde. Bergama (Pergamon) Müzesi ülkenin gözbebeği. Zeus Altarı’nı 19. yy’da Karl Humann, padişahın izniyle Bergama’dan Berlin’e taşımış. 2200 yıllık eserin ait olduğu topraklarda sergilenmemesi üzücü. İyi korunması, Türkiye’nin reklamını yapması tek avunma noktası. Humann, vasiyeti üzerine Bergama’nın Akropol’ünde gömülü! Müzede Priene, Milet ve Magnesia ad Meander’dan da (Söke yakınındaki Menderes Manisası) eserler var. Türkiye’den gitme İznik çinileri, Uşak halıları, Babil’in İştar Kapısı, Selçuk ve Hitit eserleri ise diğer ilgi çeken bölümlerde yer alıyor. Giriş 8 Euro.

Yahudi Anıtı ve Müzesi: Şehrin 170 bin Yahudisi’nden 5 bini savaştan kurtulabilmiş. Brandenburg Kapısı’nın yakınındaki anıt farklı boylardaki 2700 kolonun sıralanmasıyla oluşturulmuş. Müze ise insanoğlunun acımasızlığının kanıtlarıyla dolu.

Kreuzberg: 3,5 milyon nüfuslu şehrin, 200 bin nüfuslu Türk mahallesi. Küçük İstanbul denebilir. Türkçe tabelaların sıralandığı caddelerinde tek Almanca bilmeden yaşamak mümkün. Aslında bohem sanatçıların, eşcinsellerin merkeziydi. Hoşgörüleri sayesinde göçmen mahallesine dönüştü. Gül gibi geçinip gidiyorlar.

Checkpoint Charlie: Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı Berlin’in sınır geçiş noktasıydı. 16-80 yaşlar arasındaki 180 kişi buradan Batı’ya kaçarken vurularak öldürüldü. 5 bin kişi de kaçmayı başardı. 1961’de yapılan 1989’da yıkılan 155 kilometrelik Berlin Duvarı’nın 45 kilometresi şehrin merkezinden geçiyordu. Buradaki müzede, kaçmak isteyenlerin ürettiği araçlar sergileniyor.

NEREDE YENİR?

Vau: Kentin en ünlü restoranı. TV’de program yapan şef Kolja Kleeberg’e ait. Mönüsü Fransız Akdeniz mutfağı karması. Öğlen yemekleri daha ekonomik. (www.vau-berlin.de) Lorenz Adlon: Brandenburg Kapısı’nın yanındaki Adlon Kempinski Hoteli’nde. Gurmelere Fransız mutfağının ürünlerini sunuyor. Çok lüks, pahalı. (www.hotel-adlon.de) Margaux: Ünlü şef Michael Hoffmann’ın etkileyici dekorasyona sahip restoranında, Fransız mutfağı yeni buluşlarla sunuluyor. Tatlılar olağanüstü. (www.margaux-berlin.de)

VALLETTA

Kayaya kondurulan mücevher

Akdeniz’in ortasındaki Malta önemli bir stratejik konuma sahip. Bu yüzden tarih boyunca donanmalar ve korsanlar için çok önemli bir rol oynamış. Sicilya’nın 93 kilometre güneyindeki ada ülkesi üç bölümden oluÅŸuyor: Malta, Gozo ve Comino Adaları. Gozo’nun nüfusu 30 bin civarında. Comino’da kışın turistler çekilince üç-beÅŸ çiftçi kalıyor. Malta dalış cenneti. Gozo ve Comino’nun sualtı güzellikleri ünlü. Malta, Avrupa BirliÄŸi üyesi. Ancak bazı bölümleri Kuzey Afrika’yı hatırlatıyor. Fiyatlar Avrupa’ya oranla ucuz. Malta dili Arapça ve İbranice gibi semitik kökenli ama Latin alfabesiyle yazılıyor. Arapça etkisi çok belirgin. Åžehir giriÅŸlerindeki tabelalar “Merhaba” diye sizi selamlıyor. İngilizce ikinci resmi dil ve lisan problemi yaÅŸanmıyor.

HER KÖŞEDE OSMANLILAR

Adanın tarihini Osmanlı sultanı Kanuni deÄŸiÅŸtirmiÅŸ. St. John Şövalyeleri, Rodos’ta Osmanlılara yenilince, İspanyol Kralı 5.Charles adayı şövalyelere vermiÅŸ. Kira karşılığı her yıl iki Malta Åžahini istemiÅŸ! Osmanlılar şövalyelere Malta’da da huzur vermemiÅŸ, adayı kuÅŸatmışlar ama alamamışlar. Etrafta bu “Büyük KuÅŸatma”yla ilgili sayısız simge bulunuyor. Neredeyse tarihlerindeki en önemli olay. 1565’de Kanuni’nin 180 gemi ve 30 bin denizci ile yaptığı bu kuÅŸatmada Osmanlılara karşı zafer kazanan komutanın adı baÅŸkente verilmiÅŸ: Valletta. Ülke tarihinin anlatıldığı turistik gösteride Osmanlılara önemli bir yer ayrılıyor! 1565 adını taşıyan bira bile var. 1814’de İngiltere’nin bir parçası haline gelen ada bağımsızlığına ancak 1964’te kavuÅŸmuÅŸ. Akdeniz kültürünün etkisi altındaki Maltalılar koyu Katolik, köylerini dev kiliseler süslüyor. Nüfusun yüzde 95’i bu adada doÄŸmuÅŸ.

ADANIN ŞÖVALYE MAHALLELERİ

Yarımada üzerindeki bir tepeye kurulan Valletta’yı, St.John şövalyeleri Türkler gelir korkusuyla hızla inÅŸa etmiÅŸ. 16. yüzyıl mimarisi h l egemen. Åžehir Büyük Liman ve Marsamxett Limanları’na bakıyor. Şövalyeler geldikleri yer ve konuÅŸtukları dile göre yedi gruba ayrılmış. Auberge de Castile eskiden İspanyol ve Portekizli şövalyelere aitmiÅŸ, günümüzde BaÅŸbakanlık binası. Hemen yakınındaki Yukarı Barrakka Bahçeleri ise İtalyan şövalyelerinmiÅŸ, bugün ise güzel bir park. Fransa’nın Provence bölgesinden gelen şövalyelerin binası Auberge de Provence, Arkeoloji Müzesi’ne dönüştürülmüş. Aziz Yahya’ya adanmış St John’s Katedrali ve Müzesi, ÅŸehrin merkezinde. Barok mimariyle yapılan binada güzel bir dokuma koleksiyonu var. Rodos’taki gibi bu adada da bir Grand Master’s Palace (Üstad-ı Azam Sarayı) bulunuyor. Republic (Cumhuriyet) Caddesi’ndeki yapıda bugün CumhurbaÅŸkanlığı ve Parlamento var. Binanın içinde “Büyük KuÅŸatma” yı gösteren bir fresk de bulunuyor.

AFRİKALI MDINA

Şövalyeler 1566’da Valletta’yı kurmadan önce Mdina adanın merkeziydi. Adı Arapça’dan geliyor. Denizden uzakta, korunaklı, kayalık bir tepeye inşa edilen kalenin içinde. Şehrin yaklaşık 3000 yıllık bir tarihi var. Arnavut kaldırımı, dar ara sokaklar çok güzel. Tarihe sahip çıkılıp, eserler iyi korunmuş. Mdina’da dolaşırken, kendinizi Marakeş gibi bir Afrika şehrinde hissederseniz şaşırmayın. Aristokrat ailelerin h l yaşadığı evlerdeki kapı kollarına özellikle dikkat edin ve güzel manzaralı kafelerden birinde içkinizi yudumlayın.

NEREDE YENİR?

Valletta’da yemek yiyebileceğiniz güzel restoranlar var: Rubino’s (21224656) Malta lezzetlerini deneyebileceğiniz mekanlardan. Liman manzaralı Giannini (21237121) adanın en iyi restoranlarından biri.

EDİNBURG

Romantik festival ÅŸehri

Sir Walter Scott’un “Benim biricik romantik ÅŸehrim” diye nitelendirdiÄŸi Edinburg, Avrupa’nın sihirli ÅŸehirlerinden. Tepedeki 12. yüzyıl kalesi, pubları, müzeleri, görkemli binaları ve aÄŸustostaki festivaliyle her sene bir milyon konuk ağırlıyor./_np/0081/6780081.jpg

İskoçya deyince herkesin aklına bir ülke geliyor, oysa yeÅŸilin yerleÅŸik düzene geçtiÄŸi bu coÄŸrafya İngiltere’nin kuzeyindeki bir bölge. Edinburg, baÅŸkenti. İskoçya, Kuzey İrlanda, Galler ve İngiltere ile birlikte “BirleÅŸik Krallık”ı oluÅŸturuyor.

İskoçya’ya ilk gittiğimde bir düğüne davet edilmiştim. Pistte dört çift vardı ama dans edenlerin sekizi de etek giymişti! Kilt denilen geleneksel etekleri giyen erkeklere bazen sokakta bile rastlayabiliyorsunuz. Köşe başlarında gayda çalanlar gururla kilt giyiyor. İskoçya fotoğraf makinelerinize sadece kiltleri değil, tüm renkleri taşıyacak bir ülke.

EDINBURG’UN YILDIZLARI

Kale ve Holyrood Sarayı: Şehrin tüm önemli yapıları birbirine yürüyüş mesafesinde. Tepedeki kalede manzaranın tadını çıkararak başlayın keşif turunuza. İngiltere’nin en çok gezilen ikinci tarihi eseri, volkanik kayalara inşa edilmiş. İçindeki kraliyet mücevherleri nefes kesici. 1540’larda yapılan taç muhteşem. Kaleden inerken geçeceğiniz Royal Mile Caddesi ve ara sokakları hediyelik mağazaları ve restoranlarla dolu. 1120’de yapılan St. Giles Katedrali’ni geçtikten sonra karşınıza Holyrood Sarayı çıkacak. 1543’te dokuz aylık bebekken İskoçya kraliçesi olan, tarihe geçen Mary bu sarayda yaşamış. Kraliyet ailesi h l yazın kullanıyor. Bazı bölümleri ziyarete açık.

İskoçya Milli Galerisi: 1300-1900 yılları arasında yaşayan Avrupalı ve İskoç sanatçıların eserleri sergileniyor. Gauguin, Degas, Titian, Monet, Van Gogh, Botticelli ve Rembrandt’ın tablolarının yanı sıra Ramsay, Raeburn, Wilkie, ve Mc Taggart’ın İskoç sanatını tüm derinliğiyle yansıtan eserleriyle de ziyaretçileri büyülüyor.

Calton Tepesi: Şehrin en güzel manzaralarından birine sahip. Savaş kahramanı Nelson’a adanan anıt, rasathane ve milli anıt bu tepede.

NEREDE YENİR?

Atrium Restaurant: New York Times gazetesine göre şehrin en iyi restoranı. Bol ödüllü. Festival döneminde tüm ünlü sanatçıların uğrak yeri. (www.atriumrestaurant.co.uk) Blue: Atrium’un kardeş kuruluşu. Tavsiyem organik biftek. Deneyin pişman olmayacaksınız. Martin Wishart Restaurant: Michelin yıldızlı ve İskoçya’nın en iyisi ödülüne sahip. Yedi farklı yemekten oluşan aşçı tabağı denemeye değer. (www.martin-wishart.co.uk)

SARAYBOSNA

Avrupa’daki Osmanlı

Biz Saraybosna diyoruz. Avrupalı ise saray ve ovayı harmanlayıp Sarajevo adını kullanıyor. 1990’ların başında vahÅŸetin kurbanı olan ÅŸehre girdiÄŸinizde kendinizi hüznün hakim olduÄŸu bir ÅŸiirde buluyorsunuz. 1984 Kış Olimpiyatları’yla parlayan ÅŸehir, Yugoslavya’nın parçalanması sırasında çok uzun bir kuÅŸatma yaÅŸadı. Daracık bir /_np/0082/6780082.jpgtünelden saÄŸlanan yardımla ÅŸehir halkı hayatta kaldı. Müslümanların çoÄŸu ülkelerini terk etti. İstanbul’daki Yenibosna o günlerden yadigar. Saraybosna’daki sokak adları çok ilginç. Üzerinde üç Ziraat Bankası ÅŸubesinin bulunduÄŸu en kalabalık caddenin adı Ferhadija (Ferhadiye). Konak, Tepebaşı, Muhammed Efendi, Bardakçı, Medrese, Ali PaÅŸa, Saffet Bey, Ilıca, Pehlivan ise diÄŸer caddeler. Kentin iki farklı yüzü Ferhadiye Caddesi ile Başçarşı’nın kesiÅŸme noktasında belirginleÅŸiyor. Kapalıçarşı’nın devamında BaÄŸdat Caddesi gibi…

SARAYBOSNA’NIN YILDIZLARI

Başçarşı (Bascarsıja): Şehrin merkezi ve Müslümanların tekelinde. Hediyelik eşya satan dükkanların Kapalıçarşı’dan farkı yok. Kahve değirmenleri, bakır tabaklar, Tarkan’ın kartpostalına iliştirilmiş dansöz zilleri, üzerinde hilal ve yıldız olan şekerlikler vitrinleri süslüyor. Şehrin iyi restoranlarından Sultan Sofrası ve Damla’yı geçtiğinizde, şadırvanlı bir meydana geliyorsunuz. Evliya Çelebi’nin 1659’da yazdığına göre Saraybosna’da 110 çeşme varmış. Osmanlı zamanında 1521-1541 yılları arasında Bosna Sancağı’nın valiliğini yapan Gazi Hüsrev Bey’in şehre çok büyük katkıları olmuş. Bedesten’den (Bezistan diye geçen çarşı) camiye şehri güzel binalarla donatmış. Şehirde bugün 100 civarında cami var.

Sarı Tabya: Ramazanda top atıldığı için bu tepenin diğer adı Top. Şehrin en yeni yerleşimi. Yukarıya uzanan yol boyunca son savaşta katledilen Müslümanların şehitlikleri uzanıyor. Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç de burada gömülü.

NEREDE YENİR?

Saraybosna’da Türk yemeklerini özlemeyeceksiniz. Mönülerde sac böreÄŸi, çorba, Saraybosna somunu, soÄŸan dolması, sarma, pide gibi tanıdık lezzetler var. “Cevabdzinica” köfteci demek. Ekmek içine ısmarlayacaksanız somunlu, diyeceksiniz. Zilavka (Beyaz) ve Blatina (Kırmızı) ülkenin iyi ÅŸarapları. En ünlü restoranlarından Inat Kuca, Velika Alifakovac Caddesi’nde. Restoranın arazisine belediye binası yapmak istemiÅŸler, sahibi inat edip yaptırmamış. Adının ondan kaynaklandığı söyleniyor. Kebapları, dolmaları çok güzel. YemeÄŸin yanında 1864’ten beri üretilen Sarajevsko Birası için.

VİYANA

3 B’nin vals şehri

Viyana Avrupa’nın en düzenli, seçkin ve kompakt şehirlerinden biri. Aristokrasinin son kalesi, vals diyarı, aynı /_np/0084/6780084.jpgzamanda Klasik Batı Müziği’nin üç efsanevi bestecisinin şehri. Beethoven, Brahms ve Bruckner’in yanı sıra Mozart, Mahler, Strauss, Haydn, Schubert, Schöenberg, Salieri ve daha nice besteci hayatlarının önemli bölümünü bu şehirde geçirmiş. Ormanlarla çevrili 1,7 milyon nüfuslu şehir bugün de dünyanın önde gelen orkestralarından Viyana Filarmoni’ye ev sahipliği yapıyor. Orkestranın salonu Viener Musikverein, ünlü tiyatro yapıları Burgtheatre, Volkstheater Wien sanat tarihine damgasını vuran yapılar. Şehir, 20. yüzyılın başında tasarım ve mimarinin merkezi oldu. Mimar Otto Wagner, ressam Gustav Klimt gibi isimler yetişti.

VİYANA’NIN YILDIZLARI

Tramvay Turu: Şehri keşfetmenin en kolay yolu, 1 numaralı tramvaya binmek. Opera’nın önünden başlayan tur, tarihi bölgeyi bir halka gibi saran hat sayesinde 20 dakikada tamamlanıyor. İlk olarak sağınızda içinde Mozart Heykeli bulunan Burg Parkı ve Efes Müzesi’ne de ev sahipliği yapan Hofburg Sarayı kalacak. Solda ise sırayla Sanat ve Doğa Tarihi Müzeleri, Müzeler Bölgesi, Parlamento, Belediye Sarayı (Rathaus), Viyana Üniversitesi ve Votiv Kilise’ni geçeceksiniz. Schwedenplatz’a geldiğinizde solunuzda Tuna’da inşa edilen yapay kanallardan birini göreceksiniz. Burada inip yukarıya, Stephansdom’a yürüyün.

Şehir Merkezi: Görkemli katedrale vardığınızda artık tam merkezde ve en hareketli cadde Karntner’in üzerindesiniz. Hemen devamındaki Graben ve Kohlmarkt ile beraber Karntner adeta şehrin vitrini, sadece yayalara açık olan bu bölgede hayatın tüm renklerine şahitlik edin. Sonra Mozart Kugeln denilen çikolataları mideye indirip, Julius Meinl adındaki şık markete bir göz atın. Karntner’in devamında Devlet Opera Binası var.

Schönbrunn (Güzel Çeşme) Sarayı: Adını su kaynağından alıyor. Türkler buradaki köşkü yıkınca, kraliyet ailesi için bir yazlık saray olarak planlanmış. Odaların bir kısmı çok görkemli. Büyük Galeri’de meşhur Viyana Kongresi toplanmış. Aynalı Salon’da altı yaşındaki Mozart konser vermiş. Arka bahçesinde yürüyüp, tepedeki Gloriette’ye çıkın.

Belvedere Sarayı: 1683’te Türklerin geri çekilmelerini saÄŸlayan Savoy’lu Prens Eugene’e teÅŸekkür için yaptırılmış. İçindeki köşkler Osmanlı çadırları ÅŸeklinde planlanmış. İki binadan ve çok güzel bahçelerden oluÅŸan bu yazlık sarayda üç müze var. Üst binadaki müzenin en çarpıcı koleksiyonu Gustav Klimt’in Jugendstil tarzında yaptığı eserler. Eski Ahit kahramanı Judith’in tablosu önünde büyüleneceksiniz. Klimt’in meÅŸhur “Öpücük” isimli çalışması da burada.

KAHVE YEMEN’DEN GELİR

Yemen Valisi Özdemir PaÅŸa, 450 yıl önce, İstanbul’a kahverengi çekirdekler yollamış. “Kahve Yemen’den gelir” atasözü de bu vesileyle Türkçe’deki yerini almış. BaÅŸarısızlıkla sonuçlanan II. KuÅŸatma’dan sonra Viyana kapılarından dönmek zorunda kalan Türkler yanlarındaki kahve çekirdeklerini çuvallarıyla beraber geride bırakmışlar. Esir düşen Osmanlı askerleri Avusturyalılara yepyeni bir lezzetin kapılarını aralamış. Åžehrin en iyi kafeleri: Central, Hawelka, Demel, Schwarzenberg, Museum ve Landtmann.

NEREDE YENİR?

Figlmüller: Her gün açık. 11,50 Euro’ya şinitzel yeyip, 1,80 Euro’ya bira içebilirsiniz. (www.figlmueller.at) Zum Schwarzen Kameel: 1618’den bu yana aynı yerde hizmet veriyor. Otantik bir restoran. (www.kameel.at) Palmenhaus: Hofburg Sarayı’ndaki serada palmiyelerin altında yemek yeme imkanı sunuyor. Çevresindeki park, güneşli havalarda cıvıl cıvıl. 10 Euro’ya güzel bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Hürriyet.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

USB bellek TV yayınlarını kaydetme için kullanılacak.

Tags: , , , ,


Transcend firması bu hafta Berlin’deki IFA etkinliÄŸinde bir ilki gerçekleÅŸtirerek 64 GB depolama alanı sunan ilk USB belleÄŸi tanıtacak. JetFlash V20 ismindeki bellek üreticiye göre film kaydı yapmaya elveriÅŸli olarak üretildi.

Şu sıralar farklı dijital Settop-kutuları bir USB girişi üzerinden harici bir belleği kontrol edebilme ve bunu TV yayınlarını kaydetme için kullanma imkânı sunuyor. Belleğin okuma hızı saniyede 10 MB, yazım hızı ise 3 MB/s.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

SEKSİ GÜZEL ALBÜM ÇIKARTIYOR

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


PENTHOUSE DERGİSİ GÜZELİ KADER LOTH, PENTHOUSE OKURLARI VE EDİTÖRLERİ TARAFINDAN DÜNYA ÇAPINDA EN SEXY VE EN ÇEKİCİ PET OF THE YEAR SEÇİLDİ. TÜM DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKEN SEKSİ GÜZEL ŞİMDİ DE ALBÜM ÇIKARMAK İÇİN KOLLARI SIVADI..

Reality TV showlarin yoğun ilgisini çeken Kader Loth Almanya Big Brother, Yayla Güzeli gibi programlarda yüksek oranda reyting başarısı elde etti. Erkek dergisi GQ tarafından 2007 yılı güzeli seçilirken, birçok TV showları ve Müzik Video klip çalışmalarında yer aldı. Şu an Kader Loth Alman Pro 7 ekranlarında bir Societe Magazin programı hazırlıyor ve sunuyor.

Hollywood´un başını döndüren Kader Loth müziÄŸe duyduÄŸu ilgisini de gizlemiyor ve Almanya Berlin de tüm hızla Türkçe Pop albümünü hazırlıyor, ‘Sexy sexy’ isimli çalışmasının sözleri tamamen kendisine ait ve albüm 14 ÅŸarkıdan oluÅŸuyor. Ferhad Poye, Murat Ö. Sönmez (Muri) ve Brandon Storm gibi müzisyenlerle çalışan Kader Loth´un albümü eylül ayında Almanya, Russia, İsviçre, Avusturya ve Türkiye’de müzik marketlerde yerini alacak.

Kader Loth´un albümü Türkiye’ de Mert Müzik tarafından piyasaya sunulacak. Penthouse yıldızımız Kader Loth müzik severlerin yoÄŸun ilgisinden dolayı çok mutlu ve oldukça heyecanlı olduÄŸunu açıklıyor ve Türkiye’de mankenlerin birçoÄŸunun müzik sektöründe faaliyet göstermesini şöyle açıklıyor: ‘Podyumda baÅŸarıyı yakalayamayan (mankenler) müzik sektörüne geçiÅŸ yapıyorlar. Bence onlar müziÄŸi de bıraksınlar (çok gereksizler) evlerinde kuzu kuzu oturup beni dinlesinler ve uluslararası baÅŸarıyı yakalamış hakiki
bir model manken izle’sinler.’

Hollywood´un başını döndüren Penthouse yıldızı Kader Loth resimlerde göründüğü gibi güzeliği ve çekiciliği ile herkesi büyülüyor. Yoksa yanındaki Brad Pitt mi? Acaba?

kaynak:Gecce

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Almanya basınından ilginç açıklamalar

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Almanya basını Türkiye’nin yenileceÄŸi konusunda emin! En ilginç açıklama ise Daum’dan geldi. İşte Almanların yorumu…
Türkiye’nin Avrupa Futbol Åžampiyonası yarı finalinde karşılaÅŸacağı Almanya’nın basını maç öncesinde çeÅŸitli haber ve yorumlara çok geniÅŸ ÅŸekilde yer verirken, Almanya’nın Türkiye’yi yeneceÄŸi görüşünde birleÅŸti.

”Bild am Sonntag” gazetesi, ”Tüm Türkler çarÅŸamba günü aÄŸlayacak” baÅŸlığıyla birinci sayfadan verdiÄŸi haberde, Türk Milli Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim’in, ”Panzerler de ezilebilir, ÅŸimdi sıra Almanya’da, kork bizden Almanya” ÅŸeklinde konuÅŸtuÄŸu belirtildi.

Avrupa Parlamentosu üyesi Vural Öger de Almanya’nın 89. dakikaya kadar 2-0 önde gideceÄŸi tahmininde bulunarak, Alman Milli Takımı Teknik Direktörü Joachim Löw’e defansını son dakikalarda bile sıkı tutmasını önerdi. Öger, aksi takdirde karşılaÅŸmada uzatmaya gidilebileceÄŸini söyledi.

DAUM’UN YORUMU
Gazete, Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü olan 1. FC Köln teknik direktörü Christoph Daum’un ”Türkleri böyle yeneceÄŸiz” baÅŸlıklı bir yorumuna da yer verdi. Çok sayıda Türk oyuncuyu tanıdığını ve Türkiye’yle duygusal bağı olduÄŸunu belirten Daum, Türk oyuncuların kondisyonunun yarı final için yetersizliÄŸine inanılmasının yanlış olacağını, Türkiye’deki yabancı teknik direktörler sayesinde yeni bir kondisyon anlayışının da geliÅŸtiÄŸini savundu.

TÜRKLERİN KAHRAMANLARI
”Türklerin kahramanları” baÅŸlığıyla gazetede verilen diÄŸer bir haberde de Terim’in yanı sıra Türk milli takımının baÅŸarılı oyuncularından kaleci Rüştü Reçber ile Hamit Altıntop, Marco Aurelio, Semih Åžentürk ve Hakan Balta tanıtıldı.

Gazete için bir makale yazan Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir ise Alman milli takımda tek eksiÄŸin Türk kökenli bir oyuncu olduÄŸunu belirterek, ailesi Almanya’da yaÅŸayan Hamit Altıntop’un aslında Alman milli takımı için oynaması gerektiÄŸini savundu.

”KORKUNÇ DERECEDE RAHATSIZLIK VEREN BİR RAKİP”
Öte yandan Löw, ”Welt am Sonntag” ve ”Berliner Morgenpost” gazetelerinde yayınlanan röportajında Türk milli takımıyla ilgili, ”Korkunç derecede rahatsızlık veren bir rakip. Teknik açıdan çok iyi oyunculara sahip. İki, üç maç kazandığında coÅŸkusu çok büyüyor ve yapabileceklerinden emin. Türkler hayranlık duyulacak bir mantaliteye sahip, kendilerine güveniyorlar ve her an yeniden vurabilirler” ÅŸeklinde görüş belirtti.
”Welt am Sonntag” gazetesi, ”Son saniyelerin kahramanları” baÅŸlığıyla verdiÄŸi haberde, ”Türkler bunu nasıl yapıyor? Avrupa Åžampiyonası’nda 408 dakika oynadılar, sadece 9 dakika boyunca önde kaldılar ve yarı finale ulaÅŸtılar” ÅŸeklinde ifadeye yer verdi.

”Berliner Morgenpost” gazetesi de ”Türkiye’nin Beckenbauer’i” baÅŸlığıyla tanıttığı Terim hakkında yayınladığı bir yorumda, Terim’in Türkiye’de hem sevildiÄŸini, hem de çoÄŸu kiÅŸi tarafından eleÅŸtirildiÄŸini, ancak Türk milli takımının baÅŸarılarından sonra kendisini sert ÅŸekilde eleÅŸtiren Türk basınının bile kendisiyle ”barıştığını” yazdı.

“Berliner Kurier” gazetesi, birinci sayfada ”Jogi hilali söndür” baÅŸlığıyla verdiÄŸi haberde, Türkiye’nin her defasında ”Avrupa Åžampiyonası ölümünden” kurtulduÄŸu, ancak çarÅŸamba günü Türkiye’nin de sonunun geleceÄŸi ÅŸeklinde yoruma yer verdi.

Berlin’de yayınlanan ”B.Z” gazetesi de Almanya-Türkiye arasında oynanacak yarı final karşılaÅŸması için baÅŸkent Berlin’deki tarihi ”Bradenburger Tor”un (Brandenburg kapısı) önündeki ana caddede taraftarların maçı izleyebilmesi için dev ekran konulacağını hatırlattı.

İnternethaber

Not:Sabırsızlıkla Türkiye almanya maçı izle’meyi bekliyor ve burdan milli takımımıza baÅŸarılar diliyorum.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Türkiye Almanya maçı

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Hırvatistan’ıgeçerek yarı finale çıkan Türkiye’nin rakibi olan Almanya’dan küçümseyen mesajlar geliyor.
Alman milli takımının kaleci antrenörü Andreas Köpke, Türkiye-Hırvatistan maçını analiz ederek, kendi güçlerini ön plana çıkartacaklarını ve böylece finale ulaşacaklarını söyledi.

Köpke, bugün Alman milli takımının İsviçre’nin Basel kenti yakınlarındaki Tenero kasabasında düzenlediÄŸi basın toplantısında, Almanya’nın yeniden Avrupa Åžampiyonu olması zamanının geldiÄŸini belirterek, “Maçı analiz ederek kendi güçlerimizi ön plana çıkartacağız ve finale ulaÅŸacağız” dedi.

Fenerbahçe’de de bir dönem teknik direktörlük yapan Alman milli takımının teknik direktörü Joachim Löw’ün, Türkiye’nin yarı finale yükselmesini nasıl karşıladığının sorulması üzerine de Köpke, Löw’ün fazla bir tepki göstermediğini, bunu sakin karşıladığını ifade ederek, Türkiye’ye karşı zorlu bir maça çıkacaklarını, ancak finale ulaşmak için gerekli olan tüm çalışmaları yapacaklarını kaydetti.

Alman milli takım kalecisi Jens Lehmann’a penaltıları tutabilmesi için yine küçük bir kağıt verip vermeyeceğinin sorulması üzerine de Köpke, geçen yıllarda atılan penaltılarda Türk oyuncuların kalenin nerelerine şut çektiklerine bakacaklarını ve penaltı atışlarına da hazırlanacaklarını söyledi.

Köpke ayrıca, takımın bugün dinleneceğini ve antrenmanlara yarın başlayacaklarını sözlerine ekledi.

Alman milli takımının forvet oyuncularından Miroslav Klose, Bayern Münih’de takım arkadaşı olan Hamit Altıntop ile yazışıp yazışmadığının sorulmasına karşılık, “Hamit ile yazıştım. Hamit bence Türk milli takımındaki en iyi oyuncu. Üstelik istemediÄŸi bir yerde defansta oynamasına raÄŸmen çok baÅŸarılı bir oyun sergiliyor. Türkiye’ye karşı oynayacağımız maç iyi bir oyun olacak” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Türkiye maçı öncesinde iyimser olup olmadığının sorulması üzerine de Klose, “Ben her zaman iyimserim. Türklerin maçlarda nasıl bir zafer hırsıyla oynadıklarına bakılacak olursa, buna karşı direnmek gerektiÄŸi ortada. Biz Türklere karşı iyi hazırlandık” dedi.

Defans oyuncularından Arne Friedrich, Türklerin güçlerinin, son dakikaya kadar mücadele etme azmi olduÄŸunu, ancak Hırvatistan karşısında iyi oynamadıklarını, özellikle defansta hatalar yaptıklarını savunarak, “Hırvatistan’ın elenmesi beni çok ÅŸaşırttı” diye konuÅŸtu.

Portekiz gibi güçlü bir takım karşısında çok iyi oynadıklarına işaret eden Friedrich, Türkiye karşısında favori gösterildiklerini, bu nedenle maça iyi konsantre olacaklarını, ancak rakiplerini de hiçbir zaman küçümsemeyeceklerini söyledi.

Türklerin Hırvatistan galibiyetini nasıl coşkulu bir şekilde kutladıklarını Berlin’de yaşayan bir arkadaşından haber aldığını ifade eden Friedrich, Türkiye’ye karşı oynayacakları maçın sonucu ne olursa olsun, olayların meydana gelmemesini ümit ettiğini sözlerine ekledi.

Friedrich, Alman milli takım oyuncularının hangi rakibi tercih ettikleri sorusuna karşılık da, “Bu oyuncudan oyuncuya deÄŸiÅŸiyor. Ben Türkleri istiyordum, çünkü bize daha yatkınlar. Hırvatistan maçında zorlandık” ÅŸeklinde yanıt verdi.

Alman televizyonları, Almanya’nın Türkiye’yi yeneceÄŸini savundu

Alman televizyonları, hafta sonunda önemli bir haber olmaması nedeniyle de Türkiye’nin yarı finale yükselmesiyle ilgili haber ve yorumlara geniş bir şekilde yer vererek, Almanya’nın Türkiye’yi yeneceğini savundular.

Alman özel televizyonu N24, Türklerin Berlin’deki coşkulu kutlamalarıyla ilgili görüntülere yer verdi, daha sonra da İstanbul ve Viyana’ya bağlanarak bu kentlerdeki durumu izleyicilere aktardı.

Türklerin İstanbul’da sabah saatlerine kadar çılgınca eğlendikleri ve sokaklarda yastık savaşı bile yaptıkları anlatılan haberde, kutlamaların büyük ölçüde olaysız geçtiği, ancak Türkiye’nin çeşitli illerinde tabancalarla yapılan kutlamalar sırasında çok sayıda insanın yaralandığı, bir kadının da hayatını kaybettiği belirtildi.

Viyana’da ise yenilgiyi hazmedemeyen bazı Hırvat taraftarların sokaklarda Türk taraftarlara saldırdıkları ve zaman zaman şiddetli kavgaların yaşandığı kaydedildi.

Haberde yapılan yorumlarda ise Alman milli takımının Türkiye’ye karşı kazanacağı görüşüne yer verildi. Alman özel “n-tv” televizyonu da benzer haber ve görüşlere yer verdi.

Bu arada Almanya’da, Türkiye’nin yarı finale yükselmesinin yankıları da sürüyor.

Alman Hristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Hamburg eyalet meclisi Aygül Özkan, “Türkiye olarak kazanmamıza sevindim. Almanya-Türkiye maçının çok heyecanlı olacağına inanıyorum. Dostluk maçı olsun, ÅŸiddetsiz, kavgasız ve huzurlu bir maç olmasını temenni ediyorum. Türkiye’nin buraya kadar gelmesi bile sevindirici. Kazanmak her ÅŸey demek deÄŸil, yine de Türkiye’ye baÅŸarılar diliyorum” dedi.

Sol Partili Bremen Eyalet Meclisi üyesi Åžirvan Çakıcı, “Türkiye-Hırvatistan karşılaÅŸmasını parlamenter arkadaÅŸlarımla birlikte Berlin’de kutladık. İnÅŸallah haftaya da kazanırız. Türkiye için büyük bir fırsat doÄŸdu, gönlüm Türkiye’den yana” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Gelsenkirchen İşadamları DerneÄŸi BaÅŸkanı ve Avrupa Türk İşadamları BirliÄŸi Almanya Koordinatörü Yıldıray Cengiz, “Türkiye-Almanya maçının heyecanlı geçeceÄŸine inanıyorum. Almanya’daki Türkler açısından bu maç büyük önem kazanmakta. Bazı korkular var. Ancak bu bir dostluk maçı olacak ve dostluÄŸun galip geleceÄŸine inanıyorum” dedi.

“Hamburger Abendblatt” adlı gazetenin politika redaksiyonu ÅŸefi Thomas Frankenfeld, “Türkiye-Hırvatistan maçında Türkiye’yi destekledim. Onların yanında yer aldım. Türklerin kazanmasını büyük bir içtenlikle bekledim. Ancak, çarÅŸamba günü bir yurt sever olarak elbette Almanya diyorum. EÄŸer Almanya, Portekiz karşılaÅŸmasında oynadığı gibi oynarsa bu maçı da alacağımıza inanıyorum” diye konuÅŸtu.

“Bild am Sonntag” gazetesinin genel yayın yönetmeni Klaus Schlichtmann da “Hırvatistan karşılaÅŸmasında Türkiye bir anlamda moral buldu. Ancak çarÅŸamba günü Almanya’ya karşı Türkiye ne yazık ki, son dakika golü ve ÅŸansını elde edemeyecek” ÅŸeklinde görüş belirtti.

Öte yandan, Köln Arena’da dev ekranda maçı izleyen Köln Büyükşehir Belediye Başkan yardımcısı Elfi Scho-Antverpes de yarı final sevincinde Türklerle birlikte coştu.

“TÜRKLER ANCAK OTOBÜSE BİNDİKLERİNDE YENİLMİŞ OLACAKLAR”

Alman milli takım oyuncularından Thomas Hitzlsperger, Türklerin ancak otobüse bindikleri zaman yenilmiş olacaklarını söyledi.

Hitzlsperger, Alman milli takımının İsviçre’deki kampı Tenero’da yaptığı açıklamada, “Türkler bana bu kez çok durgun gibi göründüler. Buna raÄŸmen dikkatli olmalıyız. Çünkü aslında Almanların bir özelliÄŸi olarak bilinen uzatma dakikalarında güçlü oynama yeteneÄŸine sahipler. Türkler ancak otobüse bindiklerinde yenilmiÅŸ olacaklar” dedi.

Alman milli takım oyuncusu Simon Rolfes de “Türklerin gücü, belirli bir düzensizlikte ve ÅŸaşırtıcılıkta yatıyor. Burada önemli olan, oyunlarını kabul ettirmelerine izin vermemek ve oyunu kendin belirlemek. Kendi gücün önemli, bunu kabul ettirmek lazım” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Oyuncu Christoph Metzelder de “Türkiye çılgın bir takım. Ne yapacakları belli olmuyor. Bu konuda uyarıldık ve büyük saygımız var. Oyunun başından itibaren güce dayalı futbolumuzu ortaya koymalıyız, o zaman baskımıza dayanamazlar” diye görüş belirtti.

İnternethaber

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

MOSSAD’ın Öcalan itirafı!

Tags: , , , , , , , , , , , ,


Öcalan Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinde MOSSAD’ın parmağı var mı? O günleri MOSSAD baÅŸkanı şöyle anlattı;
İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın 1998-2002 yılları arasında BaÅŸkanlığını yürüten Efraim Halevy’nin kaleme aldığı bir kitap PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanışı ile ilgili olarak çarpıcı bilgilere yer veriyor.

“Karanlıktaki Adam / Bir Mossad Tarihi” adıyla Türkçe’ye de çevrilen kitapta MOSSAD BaÅŸkanı, Öcalan’ın yakalanmasından sonra Avrupa’daki Kürtlerin tepkisini dindirmek için ilginç bir yola baÅŸvuruyor.

“Öcalan’ı Türk yetkililere CIA ve MOSSAD mı teslim etti?” sorusuna cevap verilen kitapta MOSSAD BaÅŸkanı dahice bir hileyle dünya basınını yanıltmayı baÅŸarıyor.

TÜRK YÖNETİMİ ‘MOSSAD YAKALADI’ DİYOR

Efraim Halevy olayı anlatmaya şöyle başlıyor:

“GüneÅŸli bir sabah, 19 Åžubat 1999 tarihinde Türk basını, Türkiye’deki Kürtlerin lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’nın baÅŸkenti Nairobi’de yakalanıp yargılanmak üzere Türkiye’ye götürüldüğünü duyuran manÅŸetler atmıştı. Türkiye’nin baÅŸkenti Ankara’daki en yüksek yönetim makamları, Öcalan’ın yakalanmasının CIA ile Mossad’ın saÄŸladığı bilgiler sayesinde gerçekleÅŸtiÄŸini öne sürüyordu.”

Bu haberlerin yayınlanmasının ardından Avrupa’daki Kürtler ÅŸiddetli gösteriler yapmaya baÅŸlarlar. İsrail’in Berlin baÅŸkonsolosluÄŸuna saldırırlar. O gün üç Kürt gösterici ölür.

MOSSAD’IN PARMAÄžI YOK

Peki gerçekten Öcalan’ın yakalanmasında MOSSAD’ın parmağı var mıydı? Halevy’nin “Türk basınında çıkan haberlerin asılsız olduÄŸu gerçeÄŸinin, hızla deÄŸiÅŸen durum içerisinde, önemsiz olduÄŸunun farkındaydım.” cümlesi ütm gerçeÄŸi açıklıyor. MOSSAD’ın Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinde parmağı yoktur. Ancak doÄŸrudan bir yalanlamaya kimse inanmayacaktır.

GAZETECİLERİ KULLANIR

Halevy başka bir yöntem bulur. O yöntemi şöyle anlatıyor:

“O güne kadar kullanılmamış bir yöntem seçtim. Mossad’ın bütün faal çalışanlarına, Mossad’ın olayla alakası olmadığını belirten bir mektup gönderdim ve bu mesajın bir ÅŸekilde basına sızmasını saÄŸladım. BildiÄŸim kadarıyla daha önce böyle bir ÅŸey yaÅŸanmamıştı ve asıl niyetimin gizli tutulması için elimden geleni yaptım.

Halevy böylece MOSSAD ajanlarının Kürtler tarafından öldürülmesini engellediğini söyleyerek konuyu tamamlıyor.

Kaynak: dunyabulteni

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Dünyanın en çok kazanan mankeni olan Brezilyalı topmodel Gisele Bundchen para basmaya devam ediyor.

Tags: , , , , , , ,


GELİRİ YILDA 33 MİLYON DOLAR AMA YETMİYOR MU NE!..

Yılda 33 milyon dolarla dünyanın en çok kazanan mankeni olan Brezilyalı topmodel Gisele Bundchen para basmaya devam ediyor.

Reklam filmi başına milyon dolarlık sözleşmelere imza atan 28 yaşındaki ünlü model kendi adını taşıyan sandaletleri Berlin’de tanıttı.
86-60-86 vücut ölçüleriyle 35 ülkeden 20 bin plastik cerrahın ilham kaynağı olan Gisele, halen 20 markanın yüzü olmaya devam ediyor.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark