Tag Arsiv | "Kadın Hastalıkları"

Jinekoloğa Tuhaf Dava

Tags: , , , , ,


İngiliz jinekolog Angus Thomson, hastası Bibi Giles tarafından taciz iddiasıyla mahkemeye verildi.
50 yaşındaki Giles, jinekoloğunun kendisiyle bir ilişki yaşaması isteğinde bulunduğunu da söyledi.
Tek çocuk annesi kadın, Thomson’ın kendisine “seks yapmalısın, yoksa patlayacaksın” diye bağırdığını da ekledi.
Giles’in yaşlı kadınlarda görülen bir rahatsızlıktan dolayı ameliyat olmasından altı hafta sonra 30 Kasım 2006′da, Droitwich Spa Hastanesi’nde gerçekleşen muayenede bir hemşirenin de bulunduğu öğrenildi.
Giles, muayenede yaşadıklarını “Beni okşuyordu, vücudumu kontrol edemiyordum ve sonunda bacağım kasıldı. Bunun yanlış olduğunu hissediyordum ama ameliyat sonrası muayenenin nasıl yapıldığını bilmiyordum. Odadan çıktığımda, aramızdaki konuşmaların ve temasın cinsel içerikli olduğundan şüphem yoktu. Sadece hala doktorum o olduğu için birşey söylemek istemedim.”
“Beni taciz etti. Kocamı işyerinden aradım ve telefonda ağladım. Ona nasıl tepki verdiğimi, bacağımın nasıl kasıldığını anlattım. Bu orgazm gibiydi.”
50 yaşındaki kadın, doktorunun bir muayene esnasında onu öpmek istediğini, ardından da henüz seks yapıp yapmadığını sorduğunu, hayır cevabı alınca da, sesini yükselterek “Seks yapmalısın, yoksa patlayacaksın” dediğini söyledi.
Olayla ilgili dava görülmeye devam ediyor.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Kadınların Beden Dili

Tags: , , , , , ,


Kadınlar, vücut dilleriyle erkekleri nasıl etkiler? Glamour dergisi dokuz gizli işareti veriyor

Hayallerinin erkeği tam karşısında. Günlerdir karnına ağrılar giriyor, ayna karşısında provalar yapıyor ama söyleyecek bir şeyler bulamıyor. İlk hareketi kadınlık gururuna yediremeyip ondan bekliyor ama nafile! Hoşlandığı ama bir türlü açılamadığı bu adama kendisini nasıl fark ettirmeli? Kadınların böyle durumlurda kullandığı gizli yöntemleri var.

1. Nazlı nazlı
gülümsemek: Dişleri gösterecek kadar gülümsemeye gerek yok. Hafifçe tebessüm etmek yeterli. Bu gülüş bir ‘Merhaba’ya bedel.

2. 30 saniye kuralı:
Vücut dilleri hakkında araştırma yapan yazar Judi James, en güçlü silahın bakışlar olduğunu söylüyor ve ekliyor “30 saniyelik bir bakışın ardından utangaç bir ifade takının.”

3. Saçlara veya kıyafete dikkat etmek:

Bunu genellikle izlendiğimizi anladığımız zaman yaparız. İyi görünmeye çabalamak önemli. Kadın, kendini gösterecek jestlere başvurmalı.

4. KÜÇÜK dokunuşlar: Erkekler, sinyal almadan dokunma girişiminde bulunmazlar.

5. Dİğer İnsanlarla ‘temasa geçmek’:

Çevredeki insanlarla diyaloglara dikkat. Arkadaşlarla vakit geçirirken takınılan tavırlar, gözden kaçmaz. Bu yüzden sadece ‘o’ merkez olmamalı.

6. Başkalarıyla da İlgilenmek:

Kadınlar, ortamdaki diğer erkeklerle de ilişki kurmalı. Böylece sadece onunla ilgilenmiyormuş havası yaratılabilir.

7. Hareketlerİ takip etmek:
Kadın erkeği bir ayna olarak görmeli. Örneğin karşısındakinin elindeki kadehle aynı ölçüde kadehini kaldırmalı.

8.Kollar bİrbİrİne kavuşturulur:

Bu, genellikle sıkılma işareti olarak algılanır ancak kendine güvenen bir tavırla kolların birbirine kitlenmesi, konuşmaya değil de başka şeylere önem verildiğini gösterir.

9. Konuşurken gözlere bakmak
Yüzde yüz göz temasında bulunmalı, ama konuşuyorsa. Onu anladığını belirten baş sallamaları da unutmamalı. Böylece karşı taraf, söylediklerine değer verildiğini düşünecek.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Kadınlarda Kısırlıgın Nedenleri

Tags: , , , , , ,


Günümüzde pek çok nedenden dolayı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda önemli bir artış söz konusu. Maalesef cinsel yolla bulaşan hastalıklar en çok kadınları etkiliyor.

Günümüzde pek çok nedenden dolayı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda önemli bir artış söz konusu. Bu hastalıklar yeterli tedavi edilmediğinde de önemli sonuçlar doğurabiliyor. Kısırlık da bunlardan biri..Maalesef cinsel yolla bulaşan hastalıklar en çok kadınları etkiliyor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Faruk Buyru, cinsel yolla bulaşan hastalıkların en önemli sonucunun kadının üst genital organlarında oluşan infeksiyon, yani “Pelvik inflamatuar hastalık” olduğunu söylüyor. Prof Buyru,cinsel aktif kadınların yüzde birinin bu infeksiyondan muzdarip olduğunu kaydediyor.

Prof. Buyru , Pelvik inflamatuar hastalığa yol açan risk faktörlerini ise şöyle sıralıyor,

-Mevcut cinsel temasla bulaşan hastalık
-Daha önce geçirilmiş infeksiyon,
-Erken yaşta cinsel temas,
-Çok sayıda partner,
-Alkol kullanımı,

Prof .Dr. Buyru, pelvik inflamatuar hastalık durumunda , cinsel organda ağrı, ateş, sırt ağrısı,cinsel ilişkide ağrı,bulantı-kusma, akıntı-koku-kaşıntı gibi belirtilerinin meydana geldiğini kaydediyor.

Prof.Dr.Buyru, bu infeksiyonunun bırakacağı sekelleri ise şöyle sıralıyor.

o Kronik pelvik ağrı % 15
o Dış gebelik % 5
o Kısırlık % 10
o İnfeksiyonun tekrarı % 25

Pelvik inflamatuar hastalığının tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu kaydeden Prof.Dr Faruk Buyru, ilk görüldüğünde kısırlığa yola açma oranının yüzde 8, ikinci tekrarında yüzde 20, 3 ya da daha fazla geçirilmiş bir infeksiyonda yüzde %40’a çıktığını vurguluyor!
Cinsel yolla bulasan hastalıkların pek çok nedeni olduğuna dikkat çeken Prof. Buyru, bu hastalıklarda birden fazla mikroorganizmanın birlikte rol oynadığını belirtiyor.

“Günümüzde en sık rastlanan etken Chlamydia infeskiyonu. Erkeklerde infeksiyon idrar yaparken yanmaya neden olurken kadınlarda hafif akıntı en sık rastlanan belirti. Infeksiyonun vaginadan rahim ve tubaya yayılması kısa ve uzun dönemde bazı önemli sonuçlara yol açabiliyor. Kısa dönemde yüksek ateş, kasık ve bel ağrısı ortaya çıkarken, infeksiyon tam tedavi edilmezse tüplerde kalıcı hasar yaparak kısırlık ve dış gebelik riskini arttırıyor. Geçirilen infeksiyon sayısı arttıkça bu risk artışı da belirginleşiyor.”

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif kullanmak gerektiğini kaydeden Prof.Dr.Faruk Buyru, söz konusu hastalıklarda eskiden bel soğukluğu (gonore) ilk sırada yer alırken bugün daha çok Chlamydia infeksiyonuna rastlandığını belirtiyor.
Prof. Dr. Buyru, bu infeksiyonun sık görüldüğü gelişmiş ülkelerde 25 yaş altındaki kadınların Chlamydia yönünden taranmasının önerildiğini kaydediyor.

Prof.Dr.Faruk Buyru, Türkiye’de de erken yaşta cinsel temas ve çok eşliliğin artması ile birlikte giderek daha fazla Chlamydia infeksiyonuna rastlandığının altını çiziyor!

bookmark bookmark bookmark bookmark

Hamilelerin alması gereken önlemler.

Tags: , , , , , , , , ,


İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, hamilelerin yaz sıcaklarında serinlemeleri için en ideal içeceğin “süt” olduğunu bildirdi.

Buyru yaptığı yazılı açıklamada, hamilelik döneminde kadınların, hem bedeninde, hem de ruhunda pek çok değişiklik yaşadığını ve bu değişikliklerin bazen hayatı olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Hamilelerin çeşitli önlemlerle yaz aylarını rahat geçirebileceğine işaret eden Buyru, ıslak ve soğuk havluların, boyun ve alın bölgesine uygulanmasının ise koruyucu önlemler arasında yer aldığını dile getirdi.

Prof. Dr. Buyru, hamilelerin yazın sıvı alımına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yaz aylarında hamilelerin şikayetleri daha da artıyor, serinlemek için en ideal içeceklerden biri de süt. Bunun yanında su, çok tuzlu olmayan ayran, maden suyu, limonata, portakal suyu alınabilir” dedi.

GEBELERDE SPOR ÖNEMLİ

Faruk Buyru, hamilelerin spor yapmalarının da gerekli olduğunu belirterek, yüzmenin gebelerin yapabileceği en iyi sporlardan biri olduğunu vurguladı.

Yüzmenin, serinlemenin yanı sıra kilo alımını dengelemesi, bel ve siyatik ağrılarını engellemesine katkıda bulunduğunu dile getiren Buyru, şu bilgileri verdi:

“Öğlen sıcakta denize veya havuza girmeyin. Sudan çıktıktan sonra ıslak mayoyla kalmayın. Gebeler güneş ışınlarına karşı hassastır, hem güneş yanıklarından korunmak, hem de leke (gebelik maskesi) oluşmasını engellemek için bol koruma faktörlü (30-45) koruyucular kullanın ve direkt güneş ışınlarına maruz kalmaktan kaçının.”

Prof. Dr. Buyru, oturarak çalışanların saatte bir defa 5 dakika hareket etmeleri gerektiğini belirterek, haftada 2-3 kez, serin saatlerde 30 dakikalık yürüyüşlerin yararlı olacağını bildirdi.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Hamilelik’de Bebek hareketi sayma.

Tags: , , , , , ,


Anne adaylarını en fazla endişelendiren konu, doğal olarak bebeklerinin iyi ve sağlıklı olup olmadığıdır.

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Dr. Alper Mumcu annelerin bu merakını giderecek basit yöntemleri anlattı…

Karın duvarında rahimin içini gösteren bir pencere olabilseydi bu endişelerin çoğu yersiz olurdu ancak ne yazık ki böyle bir olanak yok. Ancak bebeğin içeride keyfinin yerinde olup olmadığı konusunda fikir verebilecek son derece basit bir yöntem var. Onun hareketlerini takip etmek ve saymak…

SAYMA İŞLEMİ YAPIN

Bu yöntem hem çok kolay hem herkes tarafından her yerde yapılabilir hem de bedavadır. Gerçekten de gebeliğin son 3 aylık dönemine girdiğinizde, gün içinde bebeğinizin hareketlerini takip etmek ve saymak, onun karnınızda iyi olduğunu göstermesi açısından önemli ipucu verebilir.

Bunun için ideal olan genelde en çok aktif olduğunu bildiğiniz günün hemen hemen aynı saatlerinde sayma işlemini yapmaktır. Bu işlemi yemek sonrasında yapmak daha avantajlıdır. 28-30. haftadan önce bebek hareketlerini saymaya çalışmanın pek bir anlamı yoktur.

KUŞKU DUYARSANIZ

Bebek hareketi saymada değişik yöntemler vardır. En sık kullanılan yöntem oturur ya da sol yana yatmış pozisyonda iken hareketleri saymaktır. Vücut hareketi, seyirme, tekme gibi tüm hissedilebilen hareketler geçerlidir. Eğer bebeğiniz bu şekilde saatte 4-5 hareket yapıyorsa ya da 2 saat içinde fark edebildiğiniz hareket sayısı 10 civarındaysa sorun yoktur.

Eğer bebeğinizin hareketleri azalmış gibi görünüyorsa kalkıp 5-10 dakika yürüyün, meyve suyu, tatlı, çikolata gibi bir şeyler atıştırın, 2-3 bardak su için ve yeniden deneyin. Eğer hareketler hâlâ düzelmemiş ise doktorunuza bilgi verin.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Çalışan hamile bayanlara önemli uyarılar.

Tags: , , , , , , ,


Çalışan Gebe bayanlara altın Tavsiyeler…

Bursa Zübeyde Hanım Doğumevi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özer Kutlu, anne adayının gebelikte çalışıp çalışmayacağına doktorun karar vermesi gerektiğini söyledi.

Kutlu “İşiniz uzun süre ayakta durmanızı gerektiriyorsa, ağır koşullarda çalışıyorsanız, zararlı kimyasal maddeler veya fiziksel koşullar altında çalışıyorsanız işinizi bırakmanız gerekebilir” dedi.

Op. Dr. Kutlu, anne adaylarına şu önerilerde bulundu: “Gebelik öncesi işyerinizdeki koşulları ve olabilecek problemleri düşünün. İşyerinizdeki pozisyonunuzu korumak için bebeğinizin ve kendinizin sağlığınızdan fedakarlık yapmayınız. İşinizden arta kalan zamanlarda iyi dinlenin, düzenli beslenin. Doktorunuzla işyerinizdeki koşulları ve aklınıza takılan problemleri etraflıca tartışınız.”

bookmark bookmark bookmark bookmark

Hamilelik döneminde hormonal değişimler.

Tags: , , , , , , , , , ,


Anne adaylarının hamilelik boyunca yoğun stres, anksiyete ve depresyon içinde oldukları belirtildi.

Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mazlum İbiş, “Hamilelik süreci kadın ve çevresi için farklı bir dönemdir. Bu dönemde hamile kadının vücudunda, duygularında ve yaşam tarzında birçok değişiklikler meydana gelir” dedi.

Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında değişken ruh hali oluştuğuna, sıklıkla nedensiz ağlama nöbetleri görüldüğüne de dikkat çeken Dr. İbiş, “Arzu edilen gebeliklerde dahi ilk aylarda gebeliği kabullenememe, içe dönüklük ve pasiflik oluşabilir. İlerleyen aylarda da vücuttaki değişiklikleri benimseyememe gelişebilir.

Son aylarda ise genellikle doğum korkusu, sağlıklı bebek dünyaya getirme endişesi, ‘iyi anne olabilecek miyim?’ endişesi yaşanır. Bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı yaşayacakları korkusu hem anneyi hem babayı huzursuz eder. Ekonomik sıkıntılar anne adayı kadar babayı da strese sokar” dedi.

ANKSİYETE ARTIYOR

Hamilelik döneminde birçok etkenin strese yal açabildiğine işaret eden Dr. İbiş şunları söyledi; “Gebelerde depresyon, anksiyete, stres bulguları günümüzde gittikçe artmaktadır. Ayrıca günümüz yaşam koşulları, kariyer peşinde koşan kadınlar ve çalışma koşullarının zorluğu da gebe kadınların daha fazla strese maruz kalmalarına neden olmaktadır.

Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısı, ellerde ve ayaklarda şişlikler, kilo alımı gibi belirtiler hamile kadın için stres kaynağı olabilir. Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler kadının psikolojik durumunda ve mizacında değişikliklere neden olabilir.”

bookmark bookmark bookmark bookmark

Tatil’de Rahat Bir Hamilelik İçin Bunlara Dikkat.

Tags: , , , , , , , ,


Sıcak hava en çok hamileleri etkiliyor. Yaz ve tatil döneminde anne adaylarının tatil, beslenme ve kıyafetleri de ayrı bir önem taşıyor.

Avrasya Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Mehmet Koç yaz döneminde gebeliği anlattı…

Gebelik özel bir dönemdir ancak gerekli önlemleri aldıktan sonra hayatınızda hiçbir sınırlama olmadan her şeyi güvenle yapabilirsiniz. Yapılmış olan tatil planını değiştirmenize gerek olmadan rahatlıkla tatile de gidebilirsiniz.

Ancak gideceğiniz bölgede karşılaşabileceğiniz sağlık problemlerine karşı ulaşabileğiniz bir sağlık merkezinin olmasına dikkat etmeniz, kalabalık, gürültülü, aşırı sıcak bölgeler yerine daha sakin eşinize, bebeğinize ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceğiniz gerçek anlamda tatil olacak ve sizi dinlendirebilecek çok uzun yolculukların gerekmeyeceği yakın bölgeler tercih edilmeli. Doktorunuzla da her zaman iletişimizi açık tutmalısınız.

YOLCULUK SORUN OLMAZ

Normal seyreden bir gebelikte rahatlıkla yolculuk yapılabilir. Hem havayolunu hem de karayolunu kullanabilirsiniz. Yolculuk esnasında uzun süre hareketsiz kalmamaya özen göstermeli sık sık mola verilerek yürüyüş yapılmalı, bol sıvı alınmalıdır. Bol pamuklu ve rahat giysiler tercih edilmeli.

HANGİ SPORLARI YAPALIM?

Gebeliğin her döneminde yüzülebilir. Ancak çok sıcak ve çok soğuk sular, özellikle güneş ışığının direkt geldiği öğle saatleri değil de sabah ve akşam üzeri yüzmek daha sağlıklıdır. Kumsalda ya da havuz kenarında uzun süre güneş ışığına maruz kalmak doğru değildir. Güneşe çıkmadan önce koruyucu krem kullanımı ihmal edilmemelidir.

Tatilde su sporları ve diğer sporlar en önemli eğlence araçlarındandır. En güzel spor sabah ya da akşam saatlerinde yapılabilecek egzersizler, sahil kenarında eşinizle el ele yapacağınız yüryürüyüşler ya da özel bir hoca eşliğinde alacağınız özel dersler olabilir.

RAHAT GİYSİLER SEÇİN

Giysi ve elbiseler bol ferah olmalı vücut terini emen pamuklu kumaşlar tercih edilmeli. Sıcak havalardan bunaldığımızda ortam ısısını çok düşürmeden klimadan gelen soğuk havanın direkt üzerimize gelmemesine dikkat etmeliyiz. Akşam yatağa girdiğinizde de o gün yaptığınız işlerden, gezdiğiniz yerlerden bebeğinize bahsetmeli ve onunla konuşmalısınız.

BOL BOL SIVI İÇİN

Gebeliğin ilk üç aylık döneminde kokulara karşı aşırı bir hassasiyet olacaktır. Sık bulantı, kusma görülebilir.Yağlı ve ağır kokulu yiyecekler, ağır parfüm kokuları şikayetlerinizi artıracaktır. Galeta, çubuk kraker ya da bir parça kuru ekmek bulantılarınızı hafifletecektir. İlk 3 aydan sonra genelde gebeliğe bağlı şikayetler azalacaktır.

Yaz döneminde aşırı sıcaklardan korunmak, kaybedilen sıvı ve mineralleri yeterince almak için bol sıvı tüketmek önemlidir. Gebelik binlerce yıldır devam eden bir süreç ve vücudumuz bu sürece rahatlıkla uyum sağlamaktadır. Nüanslara dikkat ederek hayatınızın bu en önemli dönemenini çok rahatlıkla geçirebilir ve sorunsuz bir şekilde bebeğinize kavuşabilirsiniz.

SIK AMA AZ YEMEK YİYİN

Sağlıklı beslenmenin en önemli kuralı sık sık ve az yemek yiyerek vücudumuzu zorlamamaktır. Bol miktarda taze sebze ve meyve tüketmeli, yağlı ağır yiyeceklerden kaçınılmalı, terleme ile kaybedeceğiniz sıvıyı da dikkate alarak günlük en az 10 bardak su içilmelidir.

Kola, hazır meyve suları gibi sıvılar yerine taze sıkılmış meyve ve sebze suları ve su tercih edilmelidir. Sıcaklara bağlı olarak yiyecekler çok çabuk bozulduğundan yiyeceklerin taze ve temiz olduğundan emin olunmalıdır. Yatmadan en az bir saat önce yemek yemeyi bırakmalısınız. Alkol ve sigara gebeliğin her döneminde bebeğiniz için zararlı olduğundan uzak durulmalıdır.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Sudaki faşırı flor kısırlık sebebi.

Tags: , , , , , , , ,


Prof. Dr. Tamer Mungan, yaptıkları araştırmada, içme suyundaki fazla florun üremeyi engellediğini tespit ettiklerini bildirdi.

Florun üreme üzerindeki etkilerini incelediklerini anlatan Prof. Mungan, çocuk sahibi olamadıkları için Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’na gelen hastalarla görüşmeler yaptıklarını dile getirdi. Araştırmada, fareler üzerinde de deneyler yaptıklarını belirten Mungan, yapılan incelemelerde içme suyundaki flor oranının yüksek oluşunun üreme üzerinde olumsuz etkileri olduğunu tespit ettiklerini kaydetti. Prof. Dr. Mungan şöyle konuştu:

‘’Fazla alınan florun rahim içi tabakasını tahrip ettiğini gördük. Endometriyum adlı bu doku, üreme sırasında fetusun yapışmasını ve kalıcılığını sağlar. Bu tabaka zarar gördüğünde fetusun rahim içinde kalması engellenecek ve kadının da hamile kalma şansı azalacaktır. Çocuk sahibi olamayan çiftlerde sebepler arasında bunun da yer aldığını tespit ettik.’’

bookmark bookmark bookmark bookmark

Siğaranın Çoçuk Sahibi Olma Konusunda Etkisi.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Traş, sigaranın erkeklerde sperm sayısını ve sperm hareketliliğini azalttığını söyleyerek, “Özellikle tedavi altındaki ya da çocuğu olmayan erkeklerin sigara içmemesi gerekiyor. Ayrıca alkol de çok belirgin biçimde sperm üretimi üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor” dedi.

Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ANKA’ya erkek kısırlığına ilişkin yaptığı açıklamada, erkek kısırlığının büyük bir kısmının nedenini bilmediklerini söyleyerek, “Bilinen sebepler arasında hormonal sebepler var. Mesela beynin altında hipofiz bezinden hormon salgılanmaması kısırlık nedeni. Bu hormon salgılanmayınca testisler uyarılmaz” dedi. Bunun dışında özellikle yüzde 20-25 olguda varikoselin kısırlık nedeni olarak ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Traş, “Varikosel genellikle testisin sol tarafında, damarlarda varis gibi genişlemelerdir. Bir de menide hiç sperm bulunamaması önemli bir kısırlık sebebidir” diye konuştu.

Menide hiç sperm olmamasının nedenlerine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Traş, “Birkaç nedenden söz edebiliriz. Normalde erkekte üretilen sperm bazı kanallarla penisin arkasındaki bazı bezlere kadar gelir ve burada saklanır. Daha sonra cinsel ilişki sonrasında boşalmayla dışarı atılır. İşte bazı erkeklerde sperm kanallarında bazı tıkanıklar olabilir” dedi. Bunlar geçmişte operasyonla açılabildiğini; ancak artık bu yöntemin pek kullanılmadığını kaydeden Prof. Dr. Traş, “Çünkü kanallar çok ince olduğu için operasyon çok başarı sağlamıyor. Bu hastalarda tüp bebek tercih ediliyor” dedi. Prof. Dr. Traş, menide hiç sperm olmamasının bir diğer nedeninin de genetik faktörler olduğunu ifade ederek, “Genetik bozukluklarda bir kromozomun fazla olması, sperm üretiminin hiç olmaması ya da fazla miktarda olmasına yol açıyor. Bir de kimyasal maddeler, radyasyon, kemoterapi gibi nedenlerle de menide hiç sperm olmayabilir” diye konuştu.

ERKEKLERDE YAŞ FAKTÖRÜ ÖNEMLİ DEĞİL

Erkeklerde yaş faktörünün çok da önemli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Traş şunları söyledi: “Erkekler yaşla beraber sperm hareketi ve sperm sayısında azalma olabiliyor. Ama erkeklerde kadınlardaki gibi 35-40 yaş gibi çok keskin sınırlar yok. Bu nedenle erkekler çok ileri yaşlarda bile kendi spermleriyle çocuk sahibi olabilir. Öte yandan, sigara erkeklerde sperm sayısını, sperm hareketliliğini azaltıyor. Özellikle tedavi altındaki ya da çocuğu olmayan erkeklerin sigara içmemesi gerekiyor. Ayrıca alkol de çok belirgin biçimde sperm üretimi üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor.”

TEK SPERM YETERLİ

Mikroenjeksiyon yöntemine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Traş, “1991’de bulunmuş bir yöntem. Mikroenjeksiyonda tek bir sperm yakalanır ve bazı cihazlarla bir tek yumurtanın içine yerleştirilir” dedi. Prof. Dr. Traş, bu yöntemin klasik tüp bebek yöntemine göre avantajlarına ilişkin ise şunları söyledi:

“Klasik tüp bebek yönteminde bir cam kabın içinde kadının yumurtasıyla 100 bin tane sperm yan yana getirilerek döllenme beklenir. Ancak bu kadar sperm bulunamadığı zaman erkekler tüp bebek yönteminden fayda göremiyor. İşte mikroenjeksiyonda bu kadar çok sayıda sperm bulunması zorunluluğu ortadan kalktı. Tek bir sperm döllenme için yeterli. Bulunan sperm direkt yumurtanın içine yerleştirilerek döllenme sağlanır.”

bookmark bookmark bookmark bookmark

   
 
 

Chat | Sohbet