Tag Arsiv | "kısırlık"

Kısırlık Hakkında Bilgi

Tags: , , , , , ,


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Op. Dr. Burcu Kardaş Arslan ile bebek sahibi olmak isteyen çiftleri yakından ilgilendirecek bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye’de kısırlık oranı her geçen sene artıyor. 2009’da yüzde 25’e ulaştığı belirtiliyor. Öncelikle, İnfertilite nedir?

Gebelikten korunmaksızın, bir yıl süreyle düzenli bir cinsel yaşama rağmen gebe kalamama durumunda, infertilite–kısırlıktan söz edilebilir. Bugünlerde çiftlerin en büyük sorunlarından biri de çocuk sahibi olamamaktır. Kısırlığın görülme sıklığı toplumda yaklaşık %15 civarındadır ve Sağlık Bakanlığı’nın 2009 verilerine göre Türkiye’de 2 milyon kişi kısır.

Çiftlerin bebek sahibi olmasını engelleyen/zorlaştıran faktörler nelerdir?

Çocuk sahibi olamayan ailelerin 1/3’ünde erkekte sorun varken, 1/3’ünde kadında sorun saptanmaktadır. Geri kalan 1/3’te ise her ikisinde de problemler mevcuttur. Ancak hemen söylemek gerekir ki yapılan basit testler ile infertil çiftlerin yaklaşık %15’inde kesin neden saptanamamaktadır ve bu durum açıklanamayan kısırlık olarak adlandırılmaktadır.Öncelikle iş yaşamı nedeniyle kadınlar hamile kalma yaşlarını geciktiriyorlar. Modern yaşamın doğurganlık üzerindeki en önemli etkisi bu. Doğurganlık 25-27’li yaşlarda maksimum seviyede olur. Özellikle 32 yaşından sonra ise inişe geçmektedir. Biyolojik saat ilerledikçe kadının gebe kalma şansı giderek azalır. Bize kadının yumurtalık rezervini gösteren FSH hormonunu da belirleyen kitler artık eczanelerde kolaylıkla bulunabilmekte. Bu şekilde kadınlar evlerinde kendi başlarına idrardan yapabildikleri kısırlık testi adı altında satılan testler yardımıyla doğurganlıkları hakkında ön bilgiyi elde edebilmektedirler.Kadında infertiliteye neden olan diğer olaylar; yumurta kanallarının (fallop tüplerinin) tıkalı olması, rahim (uterus) ve kanalların (fallop tüplerinin) doğumsal anormallikleri, iyi huylu rahim urları (myomlar), uterus içi yapışıklıklar (uterin sineşiler) olarak sayılabilir.
Erkeğe ait en yaygın kısırlık nedenleri ise, semende sperm sayısında azlık ve hareketlerinde yavaşlık veya sperm hücresinin görülememesidir. Bazen de sperm hücrelerinde şekil bozukluğu vardır ya da yumurtaya ulaşmadan ölmektedirler. Cinsel ilişki sıklığı da çiftin bebek sahibi olmasında önemli bir faktördür. Önemli olan ilişki sayısının az ya da çokluğu değil yeterliliğidir. Bunun için optimum sayı haftada 3 ilişkidir. Cinsel ilişki sıklığının yanı sıra ilişkinin zamanlaması da önemlidir. Yumurtlamanın olduğu günlerde girilecek olan ilişki, gebelik olasılığını arttıracaktır.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Yaşla kaybedilen gebelik şansı.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Önce kariyer yapayım sonra çocuğa bakarım düşüncesiyle hareket ederseniz sonunda geç kalabilirsiniz.

Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Öyle ki 35 yaşındaki kadınlarda tüp bebek tedavisi bile yaşla kaybedilen gebelik şansının ancak yarısını telafi edebiliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların en sık sorduğu soruları yanıtladı.

Bebekken 2 milyon olan yumurta sayısı, 37 yaşında 25 bine iniyor

Yumurtalıklar yaşam boyu değişim gösteren dinamik organlardır. Kadınların ömür boyunca sahip olacağı yumurta sayısı, doğduğu günde hatta daha anne karnında iken çoktan kodlanmıştır. Anne karnında kız bebeklerde dördüncü ayda yumurta sayısı en yüksek sayıya ulaşmaktadır. 6-7 milyon olan bu yumurta sayısı doğumda 1-2 milyona kadar azalmakta, ergenlikte 300.000, 37 yaşında ise 25 bine kadar inmektedir. Menopoza girmiş bir kadında ise bu rakam 1000 kadardır. Yumurta yaşlanması genetik ve çevresel faktörlerin birbiriyle ilişkisinin bir yansımasıdır. Yumurta yaşlanmasının iki doğal sonucu azalmış gebelik şansı ve menopozdur.

Doğurganlık hangi yaşta, hangi oranda azalıyor?

• Kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşmektedir.
• Bu azalmanın 35-38 yaşında hızlandığı gösterilmiştir.
• 30 yaşındaki bir kadında her ay gebe kalma olasılığı %20 oranındadır.
• 38 yaşında canlı doğum oranı %50 oranında azalmaktadır.
• 40 yaşında bu azalma % 75’e çıkmaktadır.

Her 100 kadından 10’unda yumurtalık erken yaşlanıyor

Doğal yaşlanma sürecinin ötesinde yaklaşık her 100 kadından 10’unda beklenenden daha erken yumurtalık yaşlanması ve kaybı olmaktadır. Her 100 kadından birinde ise erken menopoz gelişmektedir. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 46-48’dir. Menopoz yaşında genetik çok önemlidir. Bir kadının menopoz yaşı genellikle annesininkine yakındır. Sigara içimi menopoz yaşını ortalama iki yıl öne alır. Menopoz yaşı öne geldikçe 8 ila 10 yıl öncesinden başlamak üzere gebelik şansı azalarak kısırlık oranı da artar.

Yumurtalık yaşı, takvim yaşından farklıdır

İleri yaşlarda bile bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonları gençliklerindeki gibidir ya da bunun tam tersi olabilir. Yani genç yaşlarda yumurta sayısı ve kalitesi beklenenden çok hızlı azalabilir. Bu durum yumurtalık rezervi ya da yumurtalık yaşı terimini ortaya çıkarmıştır. Yumurtalık yaşı her zaman takvim yaşı ile uyumlu olmayabilir. Yumurtalık rezervi herhangi bir yaşta azalabilir. Bu durumda kişi düzenli adet görmeye devam etse bile gebe kalma olasılığı çok azalmıştır. Bu kadınlarda artan gebelik kayıplarına daha sık rastlanır.

Yumurtalıkların yaşlanmasını gösteren testler var mı?

Bazı testler yardımı ile yumurtalık rezervini ve gebe kalabilme olasılığının anlaşılabilmesi mümkündür.

• Yumurtalıklarda bulunan yumurta sayısını ultrasonografi ile sayılabilir ve adetin üçüncü günü alınan hormon testlerine bakılır.
• Bu testlerin adı, FSH, E2, AMH, İNHİBİN-B’dir.
• Yumurtalıkların tek doz ilaç kürüne verdiği cevap ölçülür.

Yaşa bağlı kısırlıkta, tedavi seçenekleri kısıtlı

Yaşa bağlı kısırlığın tedavisinde tıbbi seçenekler kısıtlıdır. Özellikle 30 yaş üzeri olup da daha ileri bir yaşta gebe kalmak isteyen kadınlara, üreme sağlığı merkezlerinde mutlaka over yaşını ölçtürmelerini tavsiye ettiklerini belirten Doç. Dr. Özkan Öztürk, “Hatta 30 yaşının altında olan, sigara içen, ailesinde erken menopoz hikayesi olan, 21-24 günde bir adet gören veya endometriozisi (çikolata kisti) olan kadınların bu araştırmaları daha genç yaşlarda yapmalarının önemini vurguluyor.

Kadının yaşı ilerledikçe neler olur?

• Yumurta sayısı ve kalitesi azalır.
• Yumurtalık kalitesindeki azalmaya bağlı gebelik şansı azalırken düşük riski artar.
• Rahmin embriyo tutma yeteneği azalabilir ama rahmin yaşlanması yumurtalık yaşlanması gibi dramatik değildir.
• Rahimde myom benzeri yapısal sorunlar daha sık gözlenir ve rahme giden kan akımı azalır.
Hipertansiyon, diyabet gibi gebeliği riske sokabilecek hastalıkların oranı artar.

bookmark bookmark bookmark bookmark

KISIRLIK, ZEKA DÜZEYİNDE DÜŞÜŞ.

Tags: , , , , , , , , , , , ,


Türkiye, genetik bozukluk, kanser ve ölüme neden olduğu için ”kirli düzine” olarak bilinen 12 kalıcı organik kirleticiyi doğasından silecek.

Stockholm Sözleşmesi, 12 kalıcı organik kirletici kimyasalın yeryüzünden tamamen silinmesi için çalışılma yapılması gerektiğine yer veriyor. Türkiye taraf olduğu sözleşmede üye ülkelerle birlikte 2025 yılı sonuna kadar zararlı 12 maddeyi yok edeceğni öngörüyor.

KISIRLIK, ZEKA DÜZEYİNDE DÜŞÜŞ

Sözleşme tarafı diğer 165 ülkeyle birlikte Türkiye’nin de doğasından yok edeceği söz konusu kimyasallar tarım ve sanayi alanlarında kullanılarak doğaya karışıyor. Besin zinciriyle insanlara geçen ve nesiller boyunca etki gösteren bu kimyasallar, genetik bozukluk, kanser ve ölüme neden oluyor. Kalıcı organik kirleticilerin yan etkileri arasında doğuştan sakatlık, bağışıklık sistemi işlevsizlikleri, kısırlık, zeka düzeyinde düşüş de bulunuyor.

KİRLETİCİLERDEN BAZILARI

Sözleşme kapsamına giren ve ortadan kaldırılması söz konusu olan maddeler şunlar: Aldrin, chlordane, dieldrin, endrin, heptaklor, heksaklorbenzen, mireks ve toxaphene ile PCB’ler.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Cinsel yolla bulaşan 6 hastalık ve belirtileri.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


DİKKAT! Bu hastalık cinsel yolla bulaşıyor ve tedavisi yok! İşte cinsel yolla bulaşan 6 hastalık çeşidi, belirtileri ve tedavileri…

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlar üzerinde erkeklerden daha fazla etki gösterir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise kısırlıktan ölüme kadar uzanan ciddi sonuçlara neden olabilir, anne karnındaki ya da yeni doğmuş bebekler için de tehlike oluşturur.

İşte cinsel yolla bulaşan hastalıklar:

Bel soğukluğu: Erkeklerde sık ve yanmalı idrara çıkma ve akıntı; kadınlarda ise bol akıntı, adet düzensizliği sık ve yanmalı idrara çıkma şeklinde belli olur. Tedavisi olan ve en çok görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Karın içi iltihaplanmalara, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında doğum kanalından bebeğe ulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük akciğer enfeksiyonu gibi hastalıklara yol açabilir. Hastalık bulaştıktan son 2-3 hafta sonra belirtiler ortaya çıkar.

Sifiliz(Frengi): Tüm vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Tedavi edilmediğinde sinir sistemine zarar vererek körlüğe ve sağırlığa yol açar, kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına, vücudun bazı yerlerinde tümör oluşumuna hatta hastanın ölümüne neden olabilir.

Genital uçuk: Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı uçuk şeklinde sivilcelerle kendini gösterge ve bu sivilcelere çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşse de tekrar eden bir hastalıktır. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara,menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken annesinin doğum kanalından hastalığı alabilir. Bebeğin gözlerini, derisini, sinir sistemini etkiler, bebeğin ölümüne yol açabilir.

Hepatit-B virüsü: Su ve besin yoluyla bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateşi kusma şeklinde belirtileri vardır. Karaciğer iltihabı, siroz karaciğerde kansere ve hastanın ölümüne neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Risk grupları aşı yaptırmalıdır.

Şankroid (yumuşak çıban): Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle kasıkta yaraya yakın oluşan şişikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi vardır. Klamidya: Kadınlarda köpüklü sarı akıntı, erkeklerde yangılı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Karın içinde yaygın iltihaplanmalara neden olur, bu durum kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve buna bağlı olarak akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar olabilir. Tedavisi vardır.

HIV/AIDS: Cinsel yolla bulaşan bu hastalığın tedavisi yoktur. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak tüm vücudu etkiler ve başka hastalıkların belirmesine neden olur. HIV virüsü vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi edilmesine rağmen iyileşmeyen mantarlar, akciğer enfeksiyonları hastalığı çıkma belirtileri arasındadır.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara dikkat!

Tags: , , , , , ,


Cinsel yolla bulaşan hastalıklara dikkat! Bu hastalık cinsel hayatı bitiriyor!

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, günümüzde pek çok nedenden dolayı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda önemli bir artış olduğunu belirtti. Buyru, yeterli tedavi uygulanmadığında önemli sonuçlar doğurabilecek bu hastalıkların en çok kadınları etkilediğini söyledi.

Prof. Dr. Buyru, cinsel yolla bulaşan hastalıkların en önemli sonucunun kadının üst genital organlarında oluşan infeksiyon, yani ”Pelvik inflamatuar” olduğunu ifade ederek, bu hastalığa neden olan risk faktörlerini, ”mevcut cinsel temasla bulaşan hastalık, daha önce geçirilmiş infeksiyon, erken yaşta cinsel temas, çok sayıda partner ve alkol kullanımı olarak” sıraladı.

Buyru, ”Pelvik inflamatuar tekrarlayabilen bir hastalık. İlk görüldüğünde kısırlığa yola açma oranının yüzde 8, ikinci tekrarında yüzde 20, üç veya daha fazla geçirilmiş bir infeksiyonda yüzde 40′a çıkıyor” dedi.

bookmark bookmark bookmark bookmark

Sudaki faşırı flor kısırlık sebebi.

Tags: , , , , , , , ,


Prof. Dr. Tamer Mungan, yaptıkları araştırmada, içme suyundaki fazla florun üremeyi engellediğini tespit ettiklerini bildirdi.

Florun üreme üzerindeki etkilerini incelediklerini anlatan Prof. Mungan, çocuk sahibi olamadıkları için Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’na gelen hastalarla görüşmeler yaptıklarını dile getirdi. Araştırmada, fareler üzerinde de deneyler yaptıklarını belirten Mungan, yapılan incelemelerde içme suyundaki flor oranının yüksek oluşunun üreme üzerinde olumsuz etkileri olduğunu tespit ettiklerini kaydetti. Prof. Dr. Mungan şöyle konuştu:

‘’Fazla alınan florun rahim içi tabakasını tahrip ettiğini gördük. Endometriyum adlı bu doku, üreme sırasında fetusun yapışmasını ve kalıcılığını sağlar. Bu tabaka zarar gördüğünde fetusun rahim içinde kalması engellenecek ve kadının da hamile kalma şansı azalacaktır. Çocuk sahibi olamayan çiftlerde sebepler arasında bunun da yer aldığını tespit ettik.’’

bookmark bookmark bookmark bookmark

Siğaranın Çoçuk Sahibi Olma Konusunda Etkisi.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Traş, sigaranın erkeklerde sperm sayısını ve sperm hareketliliğini azalttığını söyleyerek, “Özellikle tedavi altındaki ya da çocuğu olmayan erkeklerin sigara içmemesi gerekiyor. Ayrıca alkol de çok belirgin biçimde sperm üretimi üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor” dedi.

Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ANKA’ya erkek kısırlığına ilişkin yaptığı açıklamada, erkek kısırlığının büyük bir kısmının nedenini bilmediklerini söyleyerek, “Bilinen sebepler arasında hormonal sebepler var. Mesela beynin altında hipofiz bezinden hormon salgılanmaması kısırlık nedeni. Bu hormon salgılanmayınca testisler uyarılmaz” dedi. Bunun dışında özellikle yüzde 20-25 olguda varikoselin kısırlık nedeni olarak ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Traş, “Varikosel genellikle testisin sol tarafında, damarlarda varis gibi genişlemelerdir. Bir de menide hiç sperm bulunamaması önemli bir kısırlık sebebidir” diye konuştu.

Menide hiç sperm olmamasının nedenlerine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Traş, “Birkaç nedenden söz edebiliriz. Normalde erkekte üretilen sperm bazı kanallarla penisin arkasındaki bazı bezlere kadar gelir ve burada saklanır. Daha sonra cinsel ilişki sonrasında boşalmayla dışarı atılır. İşte bazı erkeklerde sperm kanallarında bazı tıkanıklar olabilir” dedi. Bunlar geçmişte operasyonla açılabildiğini; ancak artık bu yöntemin pek kullanılmadığını kaydeden Prof. Dr. Traş, “Çünkü kanallar çok ince olduğu için operasyon çok başarı sağlamıyor. Bu hastalarda tüp bebek tercih ediliyor” dedi. Prof. Dr. Traş, menide hiç sperm olmamasının bir diğer nedeninin de genetik faktörler olduğunu ifade ederek, “Genetik bozukluklarda bir kromozomun fazla olması, sperm üretiminin hiç olmaması ya da fazla miktarda olmasına yol açıyor. Bir de kimyasal maddeler, radyasyon, kemoterapi gibi nedenlerle de menide hiç sperm olmayabilir” diye konuştu.

ERKEKLERDE YAŞ FAKTÖRÜ ÖNEMLİ DEĞİL

Erkeklerde yaş faktörünün çok da önemli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Traş şunları söyledi: “Erkekler yaşla beraber sperm hareketi ve sperm sayısında azalma olabiliyor. Ama erkeklerde kadınlardaki gibi 35-40 yaş gibi çok keskin sınırlar yok. Bu nedenle erkekler çok ileri yaşlarda bile kendi spermleriyle çocuk sahibi olabilir. Öte yandan, sigara erkeklerde sperm sayısını, sperm hareketliliğini azaltıyor. Özellikle tedavi altındaki ya da çocuğu olmayan erkeklerin sigara içmemesi gerekiyor. Ayrıca alkol de çok belirgin biçimde sperm üretimi üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor.”

TEK SPERM YETERLİ

Mikroenjeksiyon yöntemine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Traş, “1991’de bulunmuş bir yöntem. Mikroenjeksiyonda tek bir sperm yakalanır ve bazı cihazlarla bir tek yumurtanın içine yerleştirilir” dedi. Prof. Dr. Traş, bu yöntemin klasik tüp bebek yöntemine göre avantajlarına ilişkin ise şunları söyledi:

“Klasik tüp bebek yönteminde bir cam kabın içinde kadının yumurtasıyla 100 bin tane sperm yan yana getirilerek döllenme beklenir. Ancak bu kadar sperm bulunamadığı zaman erkekler tüp bebek yönteminden fayda göremiyor. İşte mikroenjeksiyonda bu kadar çok sayıda sperm bulunması zorunluluğu ortadan kalktı. Tek bir sperm döllenme için yeterli. Bulunan sperm direkt yumurtanın içine yerleştirilerek döllenme sağlanır.”

bookmark bookmark bookmark bookmark

Akupunktur tedavisi ile bebek sahibi olma olasılığı.

Tags: , , , , , , , , , ,


Vücudun çeşitli noktalarına özel iğneler batırılarak yapılan ‘akupunktur’, bebek sahibi olamayan çiftlere umut ışığı oldu.

Zayıflama, migren, alerji, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkin bir şekilde uygulanan akupunktur tedavisi, artık kısırlık için de kullanılıyor.

Akupunktur tedavisiyle bugüne kadar 9 bebek dünyaya geldiğini belirten Dr. Tayfur Yağcı, kısırlık tedavisinde akupunkturun kadında ve erkekte tek başına etkili ve başarılı olduğunu açıkladı. Yağcı, “Diğer klasik tıp yöntemleriyle birlikte uygulandığında başarı oranı artıyor” dedi.

KAN AKIMI ARTIYOR

Kadınlarda kısırlık tedavisinde tespit edilen akupunktur noktalarına yapılan uyarı ile vücutta Beta- Endorfin denilen kimyasal maddenin artışının sağlandığını ifade eden Dr. Yağcı “Akupunktur tedavisiyle rahme olan kan akımı artar, endometrium olgunlaşır ve rahimde gebeliğin oluşmasını sağlayan koşullar meydana gelir. Döllenme yeteneği artan yumurta hücrelerinin veya transfer edilen embriyoların endometriuma tutunma yeteneği artarak gebelik oluşur” dedi.

RAHATLATIYOR

Akupunktur tedavisi ile kan dolaşımının düzene girmesine bağlı olarak rahmin daha iyi kanla beslendiğini ve böylece doğurganlığın arttığını söyleyen Yağcı, akupunkturun en önemli özelliğinin hastayı rahatlatması olduğunu belirti. Bir hastalığın tedavisinde hastanın ruh hali, stresten arınmış olması ve rahatlamasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Yağcı, akupunkturun anne ve baba adaylarının strese dayanıklılığını arttırdığını söyledi.

ORAN YÜZDE 15 ARTIYOR

‘İğneli uyarım’ olarak bilinen akupunktur, vücudun çeşitli noktalarına çok ince uçlu özel iğneler batırılarak yapılan bir tedavi yöntemi. Dr. Tayfur Yağcı, Danimarka’da 273 hastada yapılan çalışmada tüp bebek tedavisinde, akupunktur yapılmayan kontrol grubunda klinik gebelik oranının yüzde 24 iken akupunkturla yapılan grupta klinik gebelik oranının yüzde 39 olarak saptandığını açıkladı. Almanya’da 225 hastada gerçekleştirilen çalışmada kontrol grubunda gebelik oranının yüzde 15,6, akupunktur tedavisi uygulanan hastalarda ise klinik gebelik oranının yüzde 33,9 olduğu belirtildi.

Bugün:Şeyda Burcu İKİZ

bookmark bookmark bookmark bookmark

   
 
 

Chat | Sohbet