Tag Arsiv | "tv"

Türksat yeni frekans listesi tv ve radyo kanaları

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


27 Ekim’den itibaren TV’lerin frekansları deÄŸiÅŸiyor. TÜRKSAT, yeni frekans listesini yayınladı. İndermek için TIKLAYIN

Bozuk havalarda görüntü kaybı sona erecek. Türk kanalları dünyanın en uzak bölgelerinde dahi 90 cm’lik antenle izlenebilecek. Yerel kanallar paket programlarla yüksek maliyetlerden kurtulma imkanına kavuÅŸacak.

Yüksek çözünürlüklü HD yayınlarının 27 Ekim 2008 Pazartesi günü başlayacak. Yeni uygulamayla birlikte TÜRKSAT uydularındaki bütün TV kanalları AB standartlarında yüksek kalitede olacak. Hava koşullarındaki değişikliklerden görüntüler etkilenmeyecek. Paket yayın sistemine geçilerek yerel ve bölgesel kanalların alt yapı maliyetleri azalacak.

İzleyicilerin TÜRKSAT üzerinden televizyon izleyebilmesi için otomatik tarama işleminin TÜRKSAT prom kanalından yapılması gerekiyor. Bu arada Kanal aramayı anlatan bilgilendirme filminin televizyonlarda yayınlanacak.

Bu arada bölgesel ve yerel kanalların uydu üzerinden yayın için TÜRKSAT’a ödedikleri ücrette herhangi bir deÄŸiÅŸiklik olmayacak. Bu konuda sadece kanallardan düşük miktarda uplink maliyetine katılım ücreti alınacak.

Yeni sistemle birlikte Türk kanallarının Çin, Kazakistan, Kuzey Afrika ülkelerinde dahi Türkiye’deki kadar kaliteli görüntüyle izlenebilecek. DeÄŸiÅŸikliklerin uygulanma tarihi ise 27 Ekim.

Türksat yeni frekans listesi indirmek için tıkla
Not:Rar ÅŸifresi isterse ÅŸifre: www.lisem.net

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

YouTube’un başı paylaşılan videolarla dertte

Tags: , , , , ,


YouTube’un başı paylaşılan videolarla dertte. Büyük bir medya devi daha siteye dava açıyor.

Dünyada en çok ziyaret edilen sitelerin arasında yer alan ve bir süredir illegal video kullanımı nedeniyle Viacom ile sürtüşmeler yaÅŸayan Google’ın YouTube’u bir kez daha mahkemelik oldu.

İtalya’nın önde gelen medya kuruluÅŸlarından biri olan Mediaset Group, İtalya’da yayınlanan pek çok filmi ve TV Show’unu kendisi hazırlıyor. Silvio Berlusconi’nin sahibi olduÄŸu İtalyan grup, son günlerde tatsız bir durum yaşıyordu. Bu tatsızlığın ana nedeni ise Google’ın ÅŸirketin kendisine ait olan bir takım video’ları sitesinde yayınlaması oldu.

Olayı mahkemeye taşıyan ve YouTube ve ait olduÄŸu Google’a karşı 500 milyon Euro’luk tazminat davası açan Mediaset Group’un geçtiÄŸimiz ay gündeme getirdiÄŸi bu olayla ilgili iddiasına göre, YouTube’ta kendilerine ait olan 4.643 adet video bulunuyor ve bu filmler dakika ÅŸeklinde hesaplandığında 325 saatlik bir izleme süresi ortaya çıkıyor. 325 saatlik kaybı olduÄŸunu ısrarla vurgulayan ve zararının tazmin edilmesini bekleyen grup, 500 milyon Euro’luk tazminatla zararının karşılanmasını isterken, bu tutara reklam show’lardan elde edilen reklam gelirlerinin dahil olmadığı da açıklandı.

Olayın ardından Google’ın bu konuda ne diyeceÄŸi merak edilirken, Google’dan henüz bu konuda yapılmış resmi bir açıklama bulunmuyor.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Diziden etkilendi başı belaya girdi

Tags: , , , , , , ,


TV’den izledi, heyecan olsun diye İzmir sokaklarına sol bir örgütün ismini yazdılar. BaÅŸları da beladan kurtulmadı tabi…
İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki İnsan Hakları Anıtı’na, 12 Eylül öncesi faaliyet gösteren yasa dışı sol bir örgütün adını yazan 15 yaşındaki lise öğrencisi M.İ. göz altına alındı.

Herhangi bir örgütle bağlantısı olmadığı anlaşılan M.İ, bir televizyon kanalında yayımlanan diziden etkilenerek anıta yazı yazdığını iddia etti.

Alınan bilgiye göre İzmir’de çalışan kimya mühendisi babasını ziyaret için Ankara’dan İzmir’e gelen kolej öğrencisi M.İ, Karşıyaka’daki İnsan Hakları Anıtına, yasa dışı örgüt adı yazdığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Hiçbir terör örgütüyle bağlantısı bulunmadığı anlaşılan M.İ, yasa dışı örgütün adını özel bir televizyon kanalında yayınlanan ve 1960-1970 dönemini anlatan dizide gördüğünü anlattı. Siyasetle ilgilenmediğini söyleyen M.İ, şunları söyledi:

”Kuzenim Z.D ile Karşıyaka’da dolaşırken duvarlara çeÅŸitli yazılar yazıldığını gördüm. Canımız sıkılıyordu. Biz de yazmaya karar verdik. Sprey boya aldık. Dev-Genç’in ne olduÄŸunu tam olarak bilmiyorum. Televizyonda izlediÄŸim dizide bu ibareyi görmüştüm. Duvara yazdım. Bu sırada polisler geldi. Benim siyasi konularla ilgim yoktur. Siyasetle ilgilenmiyorum. Kuzenimle sıkılmıştık. Biraz heyecan yaÅŸayalım diye yazdım. Åžu anda faaliyette bulunan terör örgütleriyle baÄŸlantılı olduÄŸunu bilseydim kesinlikle yazmazdım. Örgütün adını ilk defa dizi filmde duydum. BaÅŸka herhangi bir yerde duymadım.”

Gözaltına alınan Z.D. de kuzenini uyardığını, ancak kendisini dinlemediÄŸini öne sürerek, ”Çevreyi kirletmesini istemediÄŸim için yazı yazmasına karşıydım. Ancak beni dinlemedi” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Gençler serbest bırakılırken olayla ilgili soruÅŸturmanın sürdürüldüğü bildirildi.

İnternethaber

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Slim TV 7

Tags: , , , , , , , , ,


Her yerde TV keyfi

Slim TV 7 ile dışarıda veya arabanızda televizyon seyretmenin tadını çıkarabilirsiniz.

Odys firmasının ürettiÄŸi taşınabilir TV-cihazı Slim TV 7′nin entegre DVB-T ve analog alıcısı var. Bataryası 2,5 saate kadar TV keyfi için yetebiliyor.

Ekran 7 inç boyutunda (16:9) ve 480 x 234 piksel çözünürlük sunuyor. Cihaz teleteks yayınını alabiliyor, AV ve kulaklık çıkışı sunuyor. Harici bir anten de bağlanabiliyor. 2,6 cm kalınlık ve 750 gram ağırlığı ile mini TV, arabada yan koltuğun kafa dayanağına monte etmek için uygun. Stereo hoparlörler cihaza entegre edilmiş. Arabada kullanıma yönelik bir adaptör de kutu içeriğine dahil edilmiş.

Odys Slim TV 7 yaklaşık 200 Dolara (yurtdışı fiyatı) temin edilebiliyor.

Hürriyet

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Funda Arara’da Büyük DegiÅŸim

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Kıraç’la sundukları TV programında giydiÄŸi kıyafetleri eleÅŸtiri konusu olan Arar, artık daha sade olacağını söyleyerek, “Bu albüm uzun yıllar gündemdeydi, kısmet bugüneymiÅŸ. Åžarkılarım tutmasa bile artık ben bu camiada gemimi yürütürüm” diyor.

Ben bu piyasada  gemimi yürütürüm

“Rüya” adlı Türk sanat müziÄŸi albümünü önümüzdeki günlerde piyasaya sürecek olan Funda Arar, yıllardır sahne tozu yuttuÄŸunu belirtti ve “Åžarkılarım tutmasa bile artık ben bu camiada gemimi yürütürüm” dedi.

Beklenen Türk sanat müziÄŸi albümünüzü nihayet çıkarıyorsunuz…

- Evet, sonunda! (Gülüyor) Kaç yıldır gündemdeydi, kısmet bugüneymiÅŸ, herhalde doÄŸru zaman bu zamandı. Albümün ismini de Timur söyledi bana, çellocu bir arkadaşım. “Bu albüm yıllardır senin rüyandı, ismini Rüya koy” dedi, ben de öyle yaptım.

Albüm Dede Efendiler’in de içinde olduğu klasik Türk sanat musikisi albümü mü oldu? Yoksa daha mı günümüze yakın parçalarınız?

- Yok, Dede Efendiler’e kadar gitmedik. Gitmeme nedenimiz de insanların kulaklarının aşina olduğu, günümüz bestekárlarını ele almak istememizden kaynaklanıyor. 

Genç bir sanatçısınız, Türk sanat müziği sizin için ne ifade ediyor? Ya da şöyle sorayım; gençlik için sanat müziği ne anlam taşıyor? Ayrıca genç sanatçılardan iyi bir Türk sanat müziği yorumcusu var mı şu anda sizce?

- Yeni jenerasyonda aslında Türk sanat müziÄŸine meraklı, musiki cemiyetlerine, korolara giden, enstrüman çalan büyük bir kitle var. Her ne kadar “Dinlenmiyor mu?” diye endiÅŸelensek de, ben buna hiç inanmıyorum, çünkü büyük bir genç kitle sanat müziÄŸi dinliyor. Ben üniversite konserlerimde birkaç esere yer veriyorum, alkış, kıyamet kopuyor ve gençler tarafından çok seviliyor. 

Stüdyoda kayıt aşamasında ilginç şeyler yaşadınız mı? Pop müzikten sanat müziğine geçiş, müzisyen arkadaşlarınızla ilginç anlar yaşattı mı size?

- Beraber çalıştığım arkadaşlarım benim bu isteğimi biliyorlardı. Orkestra ve konserlerde hep birlikteyiz zaten. İnanılmaz sevdiler bu kaydı. Hepsi müzisyen olarak şef konumundaki insanlar ve inanılmaz sevgiyle çaldılar. Onlarda da böyle bir özlem varmış, bu beni çok keyiflendirdi. O pozitif elektrik, bana da şevk verdi. Repertuvarı hazırlarken zorlandık çünkü yüzlerce şarkı arasından bu kadarcık şarkı seçmek çok zor oldu.

Albüm kapağınız, toprak altından çıkan arkeolojik eser ya da topraktan çıkan bir filizi getiriyor akla…

- Doğru yorumlamışsınız. Bir şeyin içinden çıkıyor hissi vermek istedik. Ya da bir rüya, tam net olmayan bir hayal izlenimi yaratmaya çalıştık.

Türk sanat müziÄŸinden sonra ÅŸimdi caz, blues albümü de yaparsınız siz…

- Evet, evet onu da yapmak istiyorum. Ben her tarz yapacağım ömrü hayatım yettiğince. İstediğim, kafamda olan her tarzı denemek istiyorum. Halk müziği de yapacağım.

Kendinizi yorumcu mu, şarkıcı mı yoksa sanatçı olarak mı tanımlıyorsunuz? Sizce bunları ayırmak gerekli mi?

- İnsanın kendi kendisine bunu söylemesi olmaz. Ama ben bu iÅŸ için çok emek veriyorum. Albüme girmeden önce yüzlerce defa o ÅŸarkıyı okuyorum. Bazen “Ben sanatçı deÄŸilim ki, ÅŸarkıcıyım” diyenleri duyuyor ve garipsiyorum. Sanatçı olmak, çok daha yüksek bir erdem ama ÅŸarkıcılık sıradan bir ÅŸey… Karşı tarafa hissettirebildiÄŸin, aÄŸlattığın oranda sanatçısındır. Ha bu arada ÅŸarkı var, ÅŸarkı var. Çok da duygu gerektirmeyen, sound’a yönelik, çok az sözleri olan, dans müziÄŸi olan parçaların duygusunu versen ne olur, vermesen ne olur. Ama bakıyorum da milletimiz kötü seslere alıştırıldı.

Kendinizi müzik dünyasında nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ben gemimi yürütürüm arkadaş! Tabii ki alınıp satılan bir malzeme var ortada, ticari birşey yapıyoruz. Bu yönü düşünmüyorum dersem, yalan söylemiş olurum. Ama ben her zaman işin sanatsal yönünü düşünüyorum. Mütevazılığımı hep korurum ama bu anlamda da kendimin ne olduğunu biliyorum. Yıllardır bu piyasada sahnenin hem tozunu yuttum hem de tozunu attırdım. Şarkım tutmasa dahi gemimi yürütürüm, şarkı endeksli değilim. A planı olmadığında alt yapınız varsa B planınız devreye girer. Yeni bir proje üretirsiniz ve sahne yaşamınız devam eder.

Peki özel hayatınıza gelirsek görünürde bebek yok mu hálá?

- Yaa! Ben bebek istiyorum…

Hakikaten mi?

- İstiyorum vallahi! (Gülüyor) Ailelerden de baskı var, “Torun sevsek artık” diyorlar. Ama “Åžu da olsa ondan sonra yapsak, bu da olsun sonra yapalım” diyoruz hep.

Türk müziğini küçümseyenler canımı sıkıyor

 Bir dönem en çok Yıldırım Gürses, Nalan Altınörs, Yıldırım Bekçi ve Sami Aksu gibi Türk sanat müziÄŸi sanatçıları dinlenirdi…

- Evet, bence milletler kendilerine ait müziklere sahip çıkmalı. Küçümsemeye yönelik bir tavır da seziyorum bazen, bu canımı sıkıyor. Bazı tipler “Ben caz dinlerim” diye hava atar gibi konuÅŸuyorlar…

n “Ben National Geographic’i izlerim sadece” der gibi yani?

- (Kahkaha) Evet! Aynen öyle.

 

Kaynak:Kelebek

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

Hakan, Fenerli Alex kadar dinini seviyorsa…

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


“Kutlu DoÄŸum Haftası içindeyiz ve ona layık olmalıyız. Peygamberimiz’e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz’in hoÅŸgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaÅŸantımızı ona göre ÅŸekillendirmeliyiz. Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum. Dostça ve centilmence mücadele etmeliyiz. Herkes dürüstçe elinden geleni yapmalı. Allah kime nasip ederse o kazansın.”

Vay sen misin bunları diyen? Dine sporu alet etti, Fethullah Hoca’nın reklamını yapıyor, tarikatçı ÅŸucu bucu… BaÅŸta Hürriyet Gazetesi olmak üzere pek çok gazete ve TV Galatasaray ve Milli Takım’ın unutulmaz golcüsü Hakan Şükür’ü hedef gösterdi. Tabii ki belli hesaplar için. Kimisi iktidar partisini, kimisi baÅŸbakanı, kimisi Galatasaray’ı ve kimisi de Hakan’ın bu sözlerini yayınlayan gazeteyi yıpratmak için. Tüm yapılanlar ayıp, günah, vicdansızlık, ahmaklık, salaklık ve cahillik.

Önce ÅŸunu hatırlatmak istiyorum. Hakan Şükür’ü taa 2000 yılından yani İtalya’ya gittiÄŸi günden beri sevmem. Dönmesini hiç istemedim. Hatta Okan ve Emre’yi götürdüğü zaman nefret bile etmiÅŸtim. Çünkü Okan ile Emre, Galatasaray’a beÅŸ kuruÅŸ bırakmadan kaçtılar. Hakan çok egoist bir futbolcu. Bütün topların ona ortalanmasını istiyor. Topa dokunup gol atınca da kahraman oluyor. İsterse yedek kulübesinde otursun, Galatasaray’dan gidene dek baÅŸka golcü çıkmaz. 20 yıldır gelip-gidenleri bir düşünün. Hakan kendine özgü taktikleri ile onları öğütüyor. İşte Lincoln, Nonda, Ümit Karan…

Necati kötü futbolcu mu? Hakan’ın çok acele Galatasaray’dan gitmesini istiyorum. Zaten o gidene dek de Galatasaray maçlarına gitmemeye yemin ettim. Ancak inançları ile açıklamaları, yaÅŸam biçimi çok farklı ÅŸeyler. İşte bu konuda Hakan Şükür’e haksızlık yapıldığını görüyorum. Allah ile Şükür arasına kimse giremez. İstediÄŸi kiÅŸiyi sever, yolundan yürür hatta onu herkesin sevmesini de ister. Allah herkese akıl-fikir vermiÅŸ. Hakan yanlışsa, yürür gidersin. Her dediÄŸine ve yaptığına ‘doÄŸru’ demek zorunda mısın?

Kafası biraz çalışan, tarafsız ve dürüst düşünen ve çaÄŸdaÅŸ olduÄŸunu iddia eden her Türk vatandaşının da benim gibi olmasını isterdim… Ancak bunu söylerken de çok önemli bir bilgi vermek istiyorum. Dikkatinizi çekerim, ben 20 yıldır Hristiyanlığın en muhafazakâr kesimi olan Katolik mezhebine inanan bir Polonyalı bayan ile evliyim. Avrupalılar’ın dinlerine ne kadar baÄŸlı olduÄŸunu, muhafazakârlık, yobazlık çizgilerinin nerede baÅŸlayıp nerede bittiÄŸini, papaz efendilerin eteklerini yerlerde sürüne sürüne öptüklerini çok iyi biliyorum. Bir Katolik iki pazar kiliseye gitmesin bakalım. Papaz efendi evine kadar gelir. Dünyayı tanımanız için yabancı kadın ile evlenmeniz gerekmiyor ama bilmek ve tarafsız düşünmek ÅŸart…

Fenerbahçeli ve BeÅŸiktaÅŸlı futbolcular sahaya çıkarken çimlerin üzerine çökerek göğsünde haç iÅŸareti yapıyor. Böylece Hz. İsa’dan ve Meryem Ana’dan yardım istiyor. Bu hareketi çok normal karşılayan, ‘onların inancı da böyle’ diyen saygı deÄŸer Fenerbahçeli Genel Yayın Müdürleri, BeÅŸiktaÅŸlı Yayın Koordinatörleri size soruyorum… Hakan Şükür sahada namaz kılmadı? Sadece bir röportajda ‘Peygamberimize layık olmalıyız’ dedi diye… Neden Fethullah Hoca’nın reklamı diyorsunuz? Peki ÅŸunu biliyor musunuz?

Pazar günleri İstiklal Caddesi’ndeki Katolik San Antuan Kilisesi veya Kadıköy’deki Katolik Kilisesi’nde Fenerbahçeli futbolcuların eÅŸlerini mutlaka görürsünüz. BaÅŸkalarıyla görüşmezler. Meryem Ana’ya mum yakar, İncil okurlar. Yanlarında da Sırp Kezman ile eÅŸi vardır. Maç Cuma veya Cumartesi günü ise futbolcular da Pazar günü mutlaka kilisede olurlar. Olmaları da çok normaldir. İnançlarına göre ibadet ediyorlar, Allah’a daha yakın olmak istiyorlar. Yılbaşı yaklaşırken bütün dünyada liglere iki hafta ara verilir. Çünkü tüm Katolikler 25 Aralık akÅŸamı anne-babasının yanında Hz. İsa’nın Allah’ın yanına gittiÄŸini kutlarlar. Gece 24 .00′te kiliseye giderler. Hadi bakalım o tarihlerde bir Brezilyalı futbolcuya Noel izni verme? Kaçar gider sonra da tüm mukavele parasını çatır çatır alır.

Çünkü UEFA anayasasında bu en önemli madde. Åžimdi Fenerbahçe düşmanı bir gazete… ‘Fenerbahçeli Brezilyalı futbolcular ve Saray Bosna’da 300 bin Müslüman öldüren Sırplılar’ın çocuÄŸu Kezman, maçlarda haç çıkararak Hristiyanlık reklamı yapıyor’ yazarsa… Dünyanın en iÄŸrenç iÅŸini yapmış olur. Kaldı ki için için neler dönüyor o dünyada. Medeniyetler çatışması öyle bir oluyor ki. Gol kutlamalarında samba ile çiftetelli oynamak bile bunun iÅŸareti. Temiz kalpli Fenerbahçe taraftarı olup bitenin farkında bile deÄŸil. Zico neden hep Kezman’ı tercih ediyor? Daha doÄŸrusu Kezman oynasın diye Zico’ya Alex neden baskı yapıyor? Gol krallığına giden Semih son 15 dakika oyuna giriyor? Alex, penaltıyı atması gerekirken, topu neden Kezman’a verdi? Çünkü ‘Meryem Ana’nın hatırı vardı… Fenerbahçe, İstanbul’da küçük Haçlı ordusu ile maç yaptı, kimse uyanamadı. İnter takımı nedir? ÇoÄŸu Güney Amerikalı fanatik Katolik…

Bunu İstanbullu gazeteciler görmedi, UEFA görüp, o formayı iptal ettirdi. Formalardaki kocaman Haç ne anlatıyor, neden İstanbul’da özellikle bu formayı giydiler? Çünkü kendilerini Müslümanlar’ın kafasını koparmak için taa Anadolu’ya kadar gelen ‘yobaz katil Malta Åžovalyesi’ gibi hissettiler. Sevgili arkadaÅŸlar bırakın bu yabancı hayranlığını, aÅŸağılık kompleksini… Sakın yobaz, ırkçı filan olmayın. Ama bir Amerikalı, İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman kadar vatanınızı, milletinizi ve dininizi sevin yeter. Hakan Şükür’ün ‘Peygamberimiz’e layık olmalıyız’ sözünü olumlu anlamda deÄŸerlendirirsek, iyi ve çaÄŸdaÅŸ insan oluruz.
alıntı bugün

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

‘BU ROLE 50 KİŞİ İÇİNDEN SEÇİLDİM’

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


YÖNETMEN NURİ BİLGE CEYLAN’IN SON FİLMİ ‘ÜÇ MAYMUN’ CANNES’DA ‘ALTIN PALMİYE’YE ADAY GÖSTERİLİRKEN, BAÅžROLDEKİ YAVUZ BİNGÖL DE ‘EN İYİ ERKEK OYUNCU’ ÖDÜLÜ İÇİN YARIÅžACAK

Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan ‘Üç Maymun’ filminde rol alan Yavuz Bingöl, ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterilmenin heyecanını yaşıyor. Tören gününün hayatının en güzel günü olacağını söyleyen Bingöl: ‘Ödül alıp almayacağım konusunda yorum yapmam mümkün deÄŸil ama aday olmanın bile çok ciddi bir ÅŸey olduÄŸunu düşünüyorum.’

* Nuri Bilge Ceylan’la daha önce tanışıyor muydunuz?
Evet, yıllar önce Strasburg Film Festivali’nde tanışmıştık. Sonra görüşemedik ama ben tüm dünya ve Türkiye tanımadan önce Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerini ve kendine özgü sinemasını biliyordum.

* ‘Üç Maymun’da rol almanız için nasıl teklif geldi peki?
Bir gün Asos’ta tatildeydim. Nuri Bilge Ceylan aradı ve bir proje için deneme çekimine çağırdı. Ben de tatilimi yarıda kesip ertesi gün İstanbul’a geldim. İlk kez deneme çekimine tabi tutuldum. Çünkü Türkiye’de genelde, ‘popüler isimler bu iÅŸi kıvırır’ diye düşünülüp deneme çekimi pek yapmıyorlar.

POPÜLER İSİM TERCİH ETMEZ
* Ve deneme çekiminden sonra rolü siz kaptınız…
Evet aradı ‘rol senindir’ dedi. Çok mutlu oldum. Nuri Bilge Ceylan’la çalışacağımı hiç düşünmemiÅŸtim açıkçası. Çünkü kendisi popüler isimleri tercih etmeyen bir yönetmen…

* Kaç kişi arasından seçildiniz?
50 erkek oyuncu arasından… Nuri Bilge ‘O Åžimdi Mahkum’ ve ‘O Åžimdi Asker’ filmlerimi birkaç defa izlediÄŸini, oyunculuÄŸumu çok doÄŸal ve ekonomik bulduÄŸunu söyledi. Ses tonumu sevmiÅŸ. Tiyatrocuların abartılı tonlamalarının olmadığını, halk nasıl konuÅŸuyorsa öyle konuÅŸtuÄŸum için beni seçtiÄŸini söyledi.

* Film Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ siz de ‘En İyi Erkek Oyuncu’ rolünde adaysınız. Ne hissediyorsunuz?
Cannes Film Festivali hayatımın en heyecanlı, en mutlu günü olacak. Ödülü alıp almayacağım konusunda bir yorum yapmam mümkün değil. Tabii ki her oyuncu ödül almayı ister ama ben aday olmanın bile çok ciddi bir şey olduğunu düşünüyorum. Oscar bir ödül törenidir ama Cannes dünyanın en önemli ve kapsamlı festivalidir.

* Bekliyor muydunuz adaylığı?
Hiç beklemiyordum. Hatta Nuri Bilge de beklemiyordu. 2006′da katılmıştı, o yüzden iki yıl sonra tekrar seçilmeyi beklemiyormuÅŸ. 10 binlerce filmin içinden 20 film seçildi. Ve tek Türk filmi ‘Üç Maymun’. Ayrıca yan yarışmada da hiç Türk filmi yok. Bu gurur verici…

* Nasıl bir performans gösterdiğinizi düşünüyorsunuz?
Oyuncu oynadığı ÅŸeyi oynuyor ve unutuyor. Neler yaptığımın çok farkında deÄŸilim ama Nuri Bilge’nin deyimiyle, çok iyi bir performans ortaya koymuÅŸum. Merakla bekliyorum. Fransız ortaklar da baÅŸarılı bir oyunculuk çıkardığımı söylüyor.

* Ne anlatılıyor filmde?
Bir ailenin hikayesi… Üç maymunun ‘görmedim-duymadım-bilmiyorum’ felsefesi vardır ya, bu ailenin çevresinde bir ton olay oluyor ama hepsi üç maymun! Bir iÅŸadamının ÅŸoförünü oynuyorum. Bana yakın bir karakter olduÄŸunu söyleyebilirim. Ama daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Finalinin nasıl olduÄŸunu bile bilmiyorum. Farklı birkaç final çekti çünkü Nuri Bilge… Seyretmedim filmi, hatta fragmanını dahi görmedim. Cannes’da izleyeceÄŸim.

* Çekimler ne zaman yapıldı?
Filmi geçen temmuz-eylül ayları arasında Yedikule ve İstanbul’un deÄŸiÅŸik yerlerinde çektik.

* Role hazırlanırken nasıl bir ön çalışma yaptınız?
Tabii ki senaryoyu defalarca okudum. Ama Nuri Bilge’nin kendine has bir üslubu var. Senaryonun dışında bütün sahnelerin alternatifleri vardır. Yani senaryodaki sahneyi çekiyor ama aynı zamanda alternatif sahneyi de çekiyor. Ve oyuncuyu doÄŸaçlamaya bırakıyor çünkü oyuncunun da kendi yorumunu merak ediyor.

* Zorlandığınız sahneler oldu mu çekimler sırasında?
Sıcaktan dolayı çok zorlandığım, çok bunaldığım sahneler oldu. Özellikle bir sahne vardı, ‘bu parayı niye verdin?’ diye sorduÄŸum; sadece ‘niye’ kelimesini 15 kere çektik.

SAHNENİN MATEMATİĞİ
* Nuri Bilge Ceylan pek çok oyuncunun çalışmak için can atacağı bir yönetmen. Nasıldı onunla film çekmek?
Benim için bir okul gibiydi. Çekimler sırasında iÅŸin içinde piÅŸerek çok ÅŸey öğrendim. Çok prensipli ve disiplinli bir yönetmen… Oyuncudan ne istediÄŸini biliyor. Ama aynı zamanda nazik ve kibar. Sette sessizlik ve sakinlik istediÄŸi için küçük bir ekiple çalışıyor. Bazen ciddi, bazen yerinde esprileri olan kendine has özel bir insan…

* Film ne zaman gösterilecek?
Kasım gibi… Daha önce Antalya Film Festivali’ne düşünülüyor. Türkiye prömiyerini orada yapmak güzel olur.

* Bir röportajınızda ‘Ben oyuncu deÄŸilim’ demiÅŸtiniz. Bu abartılı bir mütevazılık deÄŸil mi?
Yetkin’le ‘EÅŸref Saati’nde birlikte oynuyoruz. Bunun aslında gereksiz bir mütevazılık olarak algılanmasını istemem. Ama Yetkin kadar bu iÅŸin okulunu okuyan, onlarca filmi olan bir oyuncuyla oynadığınız zaman bilmediÄŸiniz çok ÅŸey öğreniyorsunuz. O açıdan onun kadar oyuncu tabii ki deÄŸilim. Ama insanların yeteneÄŸini gösterebilecekleri sahneler vardır. O konularda biraz becerikli olduÄŸumu düşünüyorum. Mesela karakteri süzmek, iyi tahlil etmek… Mustafa Altıoklar’ın benimle ilgili bir deÄŸerlendirmesi vardı. ‘Sahnenin matematiÄŸini çok iyi çözüyorsun’ demiÅŸti. Yani ‘O sahnenin neye hizmet ettiÄŸini, o karakterin ne için orada bulunduÄŸunu çok iyi biliyorsun’ demek istemiÅŸti. Sanırım bu bir yetenek…

* ‘Kesinlikle oynamam’ dediÄŸiniz bir rol var mı?
Kendime koyduğum öyle özel bir yasağım yok ama oynayacağım karakterlerin tavrıma, üslubuma, hayatıma uygun olmasına dikkat ediyorum.

* Basında kafe bastığınız, eski niÅŸanlınız Burcu Kara’ya ÅŸiddet uyguladığınız yazıldı. Neden son zamanda bu tarz haberler çıkmaya baÅŸladı. Kabadayıvari bir imajınız mı var acaba?
Hayır, hiç öyle biri deÄŸilim ki… Åžiddet konusuyla ilgili Burcu Kara da böyle bir ÅŸeyin olmadığını söyledi. Öteki olay da tamamen yalan…

* Burcu Kara ile yeniden biraraya gelebilir misiniz?
Bu konuda konuÅŸmak istemiyorum. Çünkü baÅŸka bir dönem yaşıyorum ÅŸu anda. 4 ayı geçti. Acınız dinmiÅŸ olmuyor ama onunla yaÅŸamayı öğreniyorsunuz. 3 gün evvel seven birinin sevgisi birden bitmiyor ki… Ama beynin bir iÅŸleyiÅŸi var biliyorsunuz. Bir ÅŸeyleri tolere ediyor ama pat diye unutmak, pat diye bırakmak, ‘acım dindi, hayatımı yaşıyorum’ gibi bir durum yok tabii…

* Ekrandan hâlâ aşık olduğunuzu, barışmak istediğinizi söylediniz. Bilinçli mi yapıyorsunuz bunu?
Bilinçli olarak asla mesaj yollamadım. Ben net bir insanım, içim dışım bir. İnsan 3.5 yıllık bir birliktelik yaÅŸamışsın, niÅŸanlamışsın, evlilik boyutuna gelmiÅŸsin, o insan için ‘Aşık deÄŸilim’ diye bir ÅŸey nasıl söyleyebilir ki… O benim için çok özel bir insan, ben de kötü biri deÄŸilim. Onun için her ÅŸeyin çok iyi olmasını isterim.

* Türkiye’nin ilk halk oyunları yarışması ‘Altın Adımlar’da ilk kez jüri üyeliÄŸi yapıyorsunuz…
Evet, yarışmalardan çok teklif gelmişti ama hep reddetmiştim. Çünkü sonuçları iyi olmuyordu. Oradaki yarışmacı arkadaşların duygu dünyaları değişiyordu, ruhsal bozukluk geçiriyorlardı.

* Bunu neden kabul ettiniz peki?
TV’lerde bir ton abuk subuk program var. En azından bizimki gençlere kültürümüzü tanıtan bir program…

* Yarışmada sanki biraz sıfırcı hoca gibi bir durumunuz var…
Kolay kolay kimseye 100 puan vermiyorum. İlk hafta 60′dan baÅŸladım. Son hafta TekirdaÄŸ yöresinin oyununu çok beÄŸenmiÅŸtim ona 100 puan kaldırdım. Belki ondan önce oynayan Kars Kafkas Ekibi de 100 puanlıktı ama ben Karslı olduÄŸum için 100 puan vermedim, yanlış anlaşılır diye.

Günaydın

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

MEVLANA AÅžKIN DANSI

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


YÖNETMENLİĞİNİ VE SENARİSTLİĞİNİ KÜRŞAT KIZBAZ’IN ÜSTLENDİĞİ, IMAGİNE FİLM PRODUCTİONS TARAFINDAN HAZIRLANAN ‘MEVLANA AŞKIN DANSI’ DRAMATİK BELGESEL FİLMİNİN GALASI YAPILDI.

Çekimleri 6 farklı ülkede 2 yılı aÅŸkın bir sürede tamamlanan belgesel film, davetlilerin de beÄŸenisini kazandı. İş, sanat ve siyaset dünyasından önemli iÅŸlerin katıldığı gecede, genç yönetmen Kızbaz’a övgüler yaÄŸdı.

Senaryosunu yazıp yönettiÄŸi ‘Mevlana AÅŸkın Dansı’nı çekme amacının Mevlana’nın barış ve sevgi çığlığını tüm dünyaya duyurmak olduÄŸunu söyleyen yönetmen Kızbaz, ’sevgi’ belgeseli olarak nitelendirdiÄŸi filmini dostluk ve hoÅŸgörü felsefesiyle kurguladığını belirtti.

Filmde Mevlana’yı Mevlana’nın 24. kuÅŸaktan torunu Sinan Tuzcu canlandırdı. Filmde Tuzcu’nun yanı sıra Burak Sergen, Özcan Deniz, Müşfik Kenter, Selçuk Yöntem, Turan Özdemir, Nesimi Kaygusuz ve Kıvanç Solmaz gibi deÄŸerli isimler rol aldı. Filme sesleriyle hayat verenler Yıldız Kenter, Yılmaz ErdoÄŸan, Cüneyt Türel, Meltem Cumbul ve Mehmet Atay. Belgeslin yurtdışındaki seslendirmelerini ise Gerar Depardieu ve Morgan Freeman gibi büyük isimler üstlendi. Müzikler ise Yansımalar/Kalan müzik, Ömer Faruk Tekbilek, Burcu GüneÅŸ ve Sezen Aksu yaptı.

Galaya filmde rol alan Özcan Deniz katılmadı…

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark

SEZEN AKSU, ÖDÜLÜNÜ ALMAK İÇİN RİTZ CARLTON’DA DÜZENLENEN TÖRENE KATILDI.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Bir web sitesinde yürütülen anketin sonuçlarında çocuklar tarafından ‘en sevilen kadın sanatçı’ seçilen Sezen Aksu, ödülünü almak için Ritz Carlton’da düzenlenen törene katıldı. Çouckların, spordan müziÄŸe, TV dünyasından edebiyata kadar pek çok alanda en sevdikleri isimleri seçtiÄŸi ankette Aksu’nun yanı sıra

Kenan DoÄŸulu en sevilen erkek sanatçı, Mehmet Okur en sevilen sporcu, Hepsi en sevilen müzik grubu, Fenerbahçe en sevilen futbol klubü, Kanal D ise en çok izlenen televizyon kanalı oldu. Kenan DoÄŸulu, Amerika’da olduÄŸu için törene katılamazken Sezen Aksu, ‘Ben uzun süredir hiç bir ödülü almaya gitmiyorum. Buraya gelmemin özel bir nedeni var. Çocukların bana verdiÄŸi bu ödülü önemli kılan bir kuÅŸağı daha garantilediÄŸimin habercisi’ dedi.

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark