YÖNETMEN NURİ BİLGE CEYLAN’IN SON FİLMİ ‘ÜÇ MAYMUN’ CANNES’DA ‘ALTIN PALMİYE’YE ADAY GÖSTERİLİRKEN, BAÅžROLDEKİ YAVUZ BİNGÖL DE ‘EN İYİ ERKEK OYUNCU’ ÖDÜLÜ İÇİN YARIÅžACAK
Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan ‘Üç Maymun’ filminde rol alan Yavuz Bingöl, ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterilmenin heyecanını yaşıyor. Tören gününün hayatının en güzel günü olacağını söyleyen Bingöl: ‘Ödül alıp almayacağım konusunda yorum yapmam mümkün deÄŸil ama aday olmanın bile çok ciddi bir ÅŸey olduÄŸunu düşünüyorum.’
* Nuri Bilge Ceylan’la daha önce tanışıyor muydunuz?
Evet, yıllar önce Strasburg Film Festivali’nde tanışmıştık. Sonra görüşemedik ama ben tüm dünya ve Türkiye tanımadan önce Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerini ve kendine özgü sinemasını biliyordum.
* ‘Üç Maymun’da rol almanız için nasıl teklif geldi peki?
Bir gün Asos’ta tatildeydim. Nuri Bilge Ceylan aradı ve bir proje için deneme çekimine çağırdı. Ben de tatilimi yarıda kesip ertesi gün İstanbul’a geldim. İlk kez deneme çekimine tabi tutuldum. Çünkü Türkiye’de genelde, ‘popüler isimler bu iÅŸi kıvırır’ diye düşünülüp deneme çekimi pek yapmıyorlar.
POPÜLER İSİM TERCİH ETMEZ
* Ve deneme çekiminden sonra rolü siz kaptınız…
Evet aradı ‘rol senindir’ dedi. Çok mutlu oldum. Nuri Bilge Ceylan’la çalışacağımı hiç düşünmemiÅŸtim açıkçası. Çünkü kendisi popüler isimleri tercih etmeyen bir yönetmen…
* Kaç kişi arasından seçildiniz?
50 erkek oyuncu arasından… Nuri Bilge ‘O Åžimdi Mahkum’ ve ‘O Åžimdi Asker’ filmlerimi birkaç defa izlediÄŸini, oyunculuÄŸumu çok doÄŸal ve ekonomik bulduÄŸunu söyledi. Ses tonumu sevmiÅŸ. Tiyatrocuların abartılı tonlamalarının olmadığını, halk nasıl konuÅŸuyorsa öyle konuÅŸtuÄŸum için beni seçtiÄŸini söyledi.
* Film Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ siz de ‘En İyi Erkek Oyuncu’ rolünde adaysınız. Ne hissediyorsunuz?
Cannes Film Festivali hayatımın en heyecanlı, en mutlu günü olacak. Ödülü alıp almayacağım konusunda bir yorum yapmam mümkün değil. Tabii ki her oyuncu ödül almayı ister ama ben aday olmanın bile çok ciddi bir şey olduğunu düşünüyorum. Oscar bir ödül törenidir ama Cannes dünyanın en önemli ve kapsamlı festivalidir.
* Bekliyor muydunuz adaylığı?
Hiç beklemiyordum. Hatta Nuri Bilge de beklemiyordu. 2006′da katılmıştı, o yüzden iki yıl sonra tekrar seçilmeyi beklemiyormuÅŸ. 10 binlerce filmin içinden 20 film seçildi. Ve tek Türk filmi ‘Üç Maymun’. Ayrıca yan yarışmada da hiç Türk filmi yok. Bu gurur verici…
* Nasıl bir performans gösterdiğinizi düşünüyorsunuz?
Oyuncu oynadığı ÅŸeyi oynuyor ve unutuyor. Neler yaptığımın çok farkında deÄŸilim ama Nuri Bilge’nin deyimiyle, çok iyi bir performans ortaya koymuÅŸum. Merakla bekliyorum. Fransız ortaklar da baÅŸarılı bir oyunculuk çıkardığımı söylüyor.
* Ne anlatılıyor filmde?
Bir ailenin hikayesi… Üç maymunun ‘görmedim-duymadım-bilmiyorum’ felsefesi vardır ya, bu ailenin çevresinde bir ton olay oluyor ama hepsi üç maymun! Bir iÅŸadamının ÅŸoförünü oynuyorum. Bana yakın bir karakter olduÄŸunu söyleyebilirim. Ama daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Finalinin nasıl olduÄŸunu bile bilmiyorum. Farklı birkaç final çekti çünkü Nuri Bilge… Seyretmedim filmi, hatta fragmanını dahi görmedim. Cannes’da izleyeceÄŸim.
* Çekimler ne zaman yapıldı?
Filmi geçen temmuz-eylül ayları arasında Yedikule ve İstanbul’un deÄŸiÅŸik yerlerinde çektik.
* Role hazırlanırken nasıl bir ön çalışma yaptınız?
Tabii ki senaryoyu defalarca okudum. Ama Nuri Bilge’nin kendine has bir üslubu var. Senaryonun dışında bütün sahnelerin alternatifleri vardır. Yani senaryodaki sahneyi çekiyor ama aynı zamanda alternatif sahneyi de çekiyor. Ve oyuncuyu doÄŸaçlamaya bırakıyor çünkü oyuncunun da kendi yorumunu merak ediyor.
* Zorlandığınız sahneler oldu mu çekimler sırasında?
Sıcaktan dolayı çok zorlandığım, çok bunaldığım sahneler oldu. Özellikle bir sahne vardı, ‘bu parayı niye verdin?’ diye sorduÄŸum; sadece ‘niye’ kelimesini 15 kere çektik.
SAHNENİN MATEMATİĞİ
* Nuri Bilge Ceylan pek çok oyuncunun çalışmak için can atacağı bir yönetmen. Nasıldı onunla film çekmek?
Benim için bir okul gibiydi. Çekimler sırasında iÅŸin içinde piÅŸerek çok ÅŸey öğrendim. Çok prensipli ve disiplinli bir yönetmen… Oyuncudan ne istediÄŸini biliyor. Ama aynı zamanda nazik ve kibar. Sette sessizlik ve sakinlik istediÄŸi için küçük bir ekiple çalışıyor. Bazen ciddi, bazen yerinde esprileri olan kendine has özel bir insan…
* Film ne zaman gösterilecek?
Kasım gibi… Daha önce Antalya Film Festivali’ne düşünülüyor. Türkiye prömiyerini orada yapmak güzel olur.
* Bir röportajınızda ‘Ben oyuncu deÄŸilim’ demiÅŸtiniz. Bu abartılı bir mütevazılık deÄŸil mi?
Yetkin’le ‘EÅŸref Saati’nde birlikte oynuyoruz. Bunun aslında gereksiz bir mütevazılık olarak algılanmasını istemem. Ama Yetkin kadar bu iÅŸin okulunu okuyan, onlarca filmi olan bir oyuncuyla oynadığınız zaman bilmediÄŸiniz çok ÅŸey öğreniyorsunuz. O açıdan onun kadar oyuncu tabii ki deÄŸilim. Ama insanların yeteneÄŸini gösterebilecekleri sahneler vardır. O konularda biraz becerikli olduÄŸumu düşünüyorum. Mesela karakteri süzmek, iyi tahlil etmek… Mustafa Altıoklar’ın benimle ilgili bir deÄŸerlendirmesi vardı. ‘Sahnenin matematiÄŸini çok iyi çözüyorsun’ demiÅŸti. Yani ‘O sahnenin neye hizmet ettiÄŸini, o karakterin ne için orada bulunduÄŸunu çok iyi biliyorsun’ demek istemiÅŸti. Sanırım bu bir yetenek…
* ‘Kesinlikle oynamam’ dediÄŸiniz bir rol var mı?
Kendime koyduğum öyle özel bir yasağım yok ama oynayacağım karakterlerin tavrıma, üslubuma, hayatıma uygun olmasına dikkat ediyorum.
* Basında kafe bastığınız, eski niÅŸanlınız Burcu Kara’ya ÅŸiddet uyguladığınız yazıldı. Neden son zamanda bu tarz haberler çıkmaya baÅŸladı. Kabadayıvari bir imajınız mı var acaba?
Hayır, hiç öyle biri deÄŸilim ki… Åžiddet konusuyla ilgili Burcu Kara da böyle bir ÅŸeyin olmadığını söyledi. Öteki olay da tamamen yalan…
* Burcu Kara ile yeniden biraraya gelebilir misiniz?
Bu konuda konuÅŸmak istemiyorum. Çünkü baÅŸka bir dönem yaşıyorum ÅŸu anda. 4 ayı geçti. Acınız dinmiÅŸ olmuyor ama onunla yaÅŸamayı öğreniyorsunuz. 3 gün evvel seven birinin sevgisi birden bitmiyor ki… Ama beynin bir iÅŸleyiÅŸi var biliyorsunuz. Bir ÅŸeyleri tolere ediyor ama pat diye unutmak, pat diye bırakmak, ‘acım dindi, hayatımı yaşıyorum’ gibi bir durum yok tabii…
* Ekrandan hâlâ aşık olduğunuzu, barışmak istediğinizi söylediniz. Bilinçli mi yapıyorsunuz bunu?
Bilinçli olarak asla mesaj yollamadım. Ben net bir insanım, içim dışım bir. İnsan 3.5 yıllık bir birliktelik yaÅŸamışsın, niÅŸanlamışsın, evlilik boyutuna gelmiÅŸsin, o insan için ‘Aşık deÄŸilim’ diye bir ÅŸey nasıl söyleyebilir ki… O benim için çok özel bir insan, ben de kötü biri deÄŸilim. Onun için her ÅŸeyin çok iyi olmasını isterim.
* Türkiye’nin ilk halk oyunları yarışması ‘Altın Adımlar’da ilk kez jüri üyeliÄŸi yapıyorsunuz…
Evet, yarışmalardan çok teklif gelmişti ama hep reddetmiştim. Çünkü sonuçları iyi olmuyordu. Oradaki yarışmacı arkadaşların duygu dünyaları değişiyordu, ruhsal bozukluk geçiriyorlardı.
* Bunu neden kabul ettiniz peki?
TV’lerde bir ton abuk subuk program var. En azından bizimki gençlere kültürümüzü tanıtan bir program…
* Yarışmada sanki biraz sıfırcı hoca gibi bir durumunuz var…
Kolay kolay kimseye 100 puan vermiyorum. İlk hafta 60′dan baÅŸladım. Son hafta TekirdaÄŸ yöresinin oyununu çok beÄŸenmiÅŸtim ona 100 puan kaldırdım. Belki ondan önce oynayan Kars Kafkas Ekibi de 100 puanlıktı ama ben Karslı olduÄŸum için 100 puan vermedim, yanlış anlaşılır diye.
Günaydın







































